Rabbim Rahmetini Taksim Eder
Yine ‘selam duâsı’yla başlamayı üstada borç biliriz;
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Hilekâr vezirin, İsevî olan sahte şeyhlere yazdığı her biri birbirinden ayrı tenakuzlarla dolu beyitlere yine devam etmek durumundayız efendim, müsâdenizle;
“Diğer birine; ‘Nazar ve akıl mumunu söndür. Korkma! Onların yerine geçecek yüz bin nimetler görürsün.”
Yalancı vezir, önceki beyitte söylediğinin şimdi de tam tersini söylüyor. Bu aldatıcı ve aslında akılla alay edici düşüncelerin hilesi açıktır.
“Akıl mumunu söndürürsen can mumunun ışığı daha fazla parlar. Leyla’n senin sabrından sana ışık veren mecnun olur.”
‘Aklın tedbirlerini terk edip ondan sonra gelecek müşkülâta sabretmek, ruh ve can için ayrıca bir feyiz getirmektir. Zira aklın asıl görevi, Allah’ın rızâsını kazanmak olmalıdır. Aklı feda etmek aşkı ihya demektir. Şimdi muhabbet ve aşkı isterken, o durumda muhabbet ve aşk seni ister. Bu nasihatin sırf gaflet ve fesat verici olduğu ispâta muhtaç değildir.’ (Abidin Paşa, Mesnevî Şerhi, Sâdeleştiren Mehmet Said KARAÇORLU, İst, 2007, s.158)
“Zühd ve takvâsından dünyâyı terk eden kimsenin, dünya fazlasıyla önüne gelir.”
Hangi insan, kendi takva ve Hakk’a çokça yaptığı ibadetlerden dolayı üç kuruş etmez dünyâyı terk ederse Cenâbı Hakk dünyâyı o kişinin ayağına getirir. Burada........
