menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mânâ Huzûruna Kavuşmak

36 0
17.09.2026

Bugün de yine ‘selam duâsı’yla başlamak istiyoruz efendim müsâdenizle;

‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’

Son yazımızda kimya ve simya ilimden yanı sıra yeşim taşından bahsetmiştik. Bakalım bu hafta Hazreti Mevlânâ’nın Mesnevî Şerif’inde neler çıkacak karşımıza, vira Bismillah;

“Allâhu Teâlâ Hazretlerinin varlığına karşı hiç ve fâni olmak lâzımdır. O’nun önünde diğer varlıklar kûr ü kebud (=menfaatsiz, ehemmiyetsiz) sâdece körlüktür ve mâtemden ibârettir.”

Cenâbı Hakk’ın varlığı karşısında her şey boş, anlamsız, önemsiz şeylerdir. Kasas Sûresinde (88) bahsedildiği gibi: “O’nun zâtı dışında her şey helak olucudur.” Âyeti kerimede belirtildiği gibi vâr olan her şey yok olucu tek Allah Teâlâ bâkî kalıcıdır. Bâkî olmayı yâni sonsuzluğu isteyen insan da, kendini Rabbi Teâlâ’nın varlığının nûru içinde eriterek yok edecek ki, sonsuzluğa erişebilsin.

Bu kutsî düşüncenin dışında kendinde bir varlık addetmek tam tamına bir kibirlilik, kendini beğenmektir böylesi bir hal biçâre insanı ilâhî azametten yoksun bırakır, aslında bu durum bir nevi körlüktür. Bu tür insanların ne yazık ki, basiret gözleri kapanmıştır onlar bir çeşit körlük içindedirler. Onlara hayat karanlıktır. Bastonu olmayan kör insanlar, şaşkınlıklar içinde karanlıklarda bocalayıp dururken yaşadıkları hayat, kendileri adına hüzün ve mâtem ise Hakk’ı göremeyen nasipsizlerin durumu da aynı bunun gibidir.

“Eğer varlığı farz edilen vücut kör olamayaydı, hakikat güneşini........

© Merhaba Haber