Adam Ol, İnsanların Maskarası Olma
Bugünkü yazımıza da ‘selam duâsı’yla başlayalım efendim müsâdenizle;
‘Aşk olsun. Aşkınız cemâl olsun. Cemâliniz nûr olsun. Nûrunuz ayn olsun.’
Muhterem okurlar, geçen hafta kaldığımız yerden başlamak istiyoruz yine
“İşin sonunu görmek el çırpmak kadar kolay değildir. Yoksa dinler ve mezhepler ve bunca insanlar arasında nasıl bu kadar ihtilaf olur?”
Dinde ve dînî ilimlerde ilim-irfan, ferâset ve basiret sâhibi olmak, aynı zamanda ilâhî hakikatlerin sırlarına erişmek öyle kısa zamanda elde edilecek bir durum değildir. Bu zorlu iş, emek ve sabır gerektirir, gayret ve fedakârlık ister. Öyle hemen kolayca kazanılamaz. Yine bu değerli iş, önceki beyitte bahsedildiği üzere; soy-sopla elde edilecek bir hal değildir. Hatta derviş mürşidine; ‘Efendim himmet’ demiş. O da cevâben; ‘Evlâdım hizmet’ demiş. Yâni emek etmeden hakikate erişilemez. Hele de zorlu işlerde illa emek şarttır.
Zâten bu işler öyle kolaylıkla elde edilseydi herkes bu zorlu işlerde hakikate ulaşabilir, huzura kavuşabilirdi. Ancak bu iş hakikaten zorlu olduğundan hatâlara düşenler bulunmuş, bâzılarının emekleri de hebâ olmuştur. Bilineceği üzere din Hak yoluna mensup olanları birleştirir. Dinin rehber kitâbı, rehber kılavuz peygamberi, âlimleri, erenleri vardır, Yine dinde ibâdet ve emek birikimi bulunur. Bunlara itibar etmeden olmaz. Herkes kendi kafasına göre bir yol tutarsa yâni her kafadan bir ses çıkarsa o zaman dinde bütünlük sağlanamaz, Hak........
