Haklar ve Korunmaları
İslam, hakların korunmasına büyük önem vermiştir ve güçlü olsun zayıf olsun, zengin olsun fakir olsun, mümin olsun münkir (inanmayan) olsun hepsinin bir hakkı olduğunu ilan etmiş ve onların haklarının korunması istemiştir.
Haklar, kişiler arasında, kişi ile toplum arasında veya iki ayrı toplum arasında olabilmekte ve bu hakların korunmasına yönelik hükümler de ayrı ayrı zikredilmektedir.
Allah’ın (c.c) kendine karşı işlenen bütün suçları affederek bağışlayacağını bildirdiği halde, insanların birbirinin haklarını çiğnemesini kesinlikle af etmemekte, bu konuda ancak hakkı çiğnenen insanın af yetkisine sahip olduğu bildirilmektedir.
Tabii (doğal) insan hakları;
İnsan olmaktan doğan hak,
Bu hak, insan olarak doğan herkese verilmiştir. O insanın dini, ırkı derisinin rengi
ne olursa olsun bu hakkını rahatça kullanabilir. Bu hakların başında;
Yaşama (can güvenliği) hakkı gelir.
Hiç kimse bir başkasının yaşama hakkını elinden almaya hakkı yoktur. Bu kavramın
içerisine ana karnındaki ceninler de dâhildir. Zira o da canlıdır ve korunmaya muhtaçtır, yaşama hakkına sahiptir.
İnanma hakkı da her insanın doğuştan elde ettiği bir haktır.
Hiç kimsenin neye, nasıl inanacağını bir başkası belirleyemez. Bir inanç sahibinin
bu hakkını elinden alarak zorla başka bir dine veya inanca girmeye zorlanamaz. Her kes dilediği inanca sahip olmakta hürdür.
İnanç hakkının birbirinden ayrılmaz dört umdesi (şartı) bulunmaktadır. Bunlardan biri eksik olduğu zaman orada inanç hakkından söz edilemez. O zaman orada insanlara zulüm yapılıyor demektir. Bu haklar;
İnandığını ifade edebilme hakkı.
Bu hak hiçbir korkmadan ve çekinmeden ben bu........
