menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taş Taş Üstüne

21 0
23.08.2026

Sadreddin Konevî Hazretlerine dair menkıbelerin içinde ona âşık bir taş vardı. Senelerce büyük bir azimle soylu hedefinin peşinden gidiyor, tüm engelleri aşarak ona ulaşıyordu.

Değerli Yazar Kudret Ayşe Yılmaz’ın Karanlık Sular Ardında Çul ve Çuvaldız isimli iki yoldaşın serüvenini anlattığı kuşatıcı, çok boyutlu tasavvufî romanında; hoş tespitlere, edebî felsefi yerleştirmelere, nadide inceliklere rastlayınca ve bir de taşları konuşturunca görmezden gelemedim.

Kitap, hoş bir dokunuş ve dokuyuşla, özgün iklimiyle yazdıklarınıza katkı sağlayıp çoğaltıyor, yeni derin manalarla gönül ve zihin eklemeleri yapıyordu.

Böylelikle bu bilge hanımefendiyle kelimeleri karıştırdık, birlikte taş oynadık.

Adeta Büyük kıyametle küçük kıyametin birbirine karıştığı bir zamanda geçen romanda, “elleri cehennem kokan, bakışları karanlığa kara satabilecek kadar kara” bir şahıstır “Budayıcı”. Yedi kişi olarak sığındıkları mağarada şimdilik iki kişiyi öldürmüştür, seri katil olma potansiyeli(!) taşır. Habire taş yontar. Fakat:

Taşın kemikte çıkardığı ses mağarada yankılandı… Zalim oracığa yığıldı. Kafatasını parçalayan, kendi elleriyle yonttuğu taş… Kemik sesleri dalgalanan birkaç akisten sonra sustu(…) Budayıcının oğlu hissetmişti mücadelenin ve bunca kötülüğün akıbetini.

“Baba… Baba…” (Kudret Ayşe Yılmaz, Karanlık Sular Ardında, Dergâh Yayınları, 2026, S. 34)

Budayıcının hayatına, acımasızca öldürdüğü kadının küçücük kızı son vermişti.

İnsan aslında kendi mezar taşını da taşır sırtında, içinde saklananlar sırdır.........

© Merhaba Haber