İlmin Deryasında Sisler, Çarklar ve Hayaletler
Gerçek maneviyat ehli bu dünyayı bir “hazırlanma evresi” olarak görür.
Hem benlik terbiyesine, hem de yaşadığımız düzenin, bir Müslümanın ilimle irfanla, hudutları aşımına, yani kalp ve zihin teçhizatıyla bir kimlik oluşturma lüzumuna dikkat çekerler.
Şarkın yakasına yapışmış ataletle, rezil sessizliklerle, kötülüklere rızayla; kupkuru, fiiliyattan uzak ibadetlerle; hangi insaniyet, hangi kulluk temsil edilebilir?
Ümit Savaş Taşkesen, yeni kitabı “İlmin Deryasında Sisler, Çarklar ve Hayaletler” de, bir direniş hikâyesiyle bu soruya bir anlamda cevap veriyor.
Adaletle, Hakikatin peşinde koşmanın, manevî değerleri içselleştirmenin zorlaştığı; sadece yere değil yeraltına mahkûm olduğumuz, semayı unuttuğumuz bir çağda, bir daveti mesajı bizlere iletiyor.
Kafesteki bülbül mü çaylak mı olacaksınız, yoksa zirvelere gözünü diken şahin mi, su damlasıyken inciye dönüşen veya derûndaki cevheri çıkartan biri mi?
Roman, Müslümanların bağımsızlık mücadelesini ilk defa dillendiren Pakistanlı İslâm âlimi, Şair, Filozof Muhammed İkbal’i tanıtıyor; sancılı hayatını ve onun davasını, tekâmül sürecini anlatıyor.
İkbal, belki kafa yalnızı fakat İngiliz sömürgeciliğine, modern dünyanın çarklarına, ruhu sis içinde bırakan perdeleyen fikriyatına karşı.
Köklerinden, bir güzellik merkezinden temelinden ilham almış donatılmış aklıyla, Batı’yı tanıyan eğitimiyle, vatan aşkıyla, “sınır kapılarından pasaportsuz........
