Zaman Zaman
Sayısız hikaye birikiyor. Zamanla. Görünen ve bilinen sahnelerde, kuytu ve sırlı mecralarda ve bu ikisinin arasında. Dünya döndükçe. An be an. Anı mı demeli ya da bunlara, geride bıraktıkça her an'ı?
Birikecek de. Kader'in kitabında yazılı olanlar, vakti geldikçe vücuda da gelecek. Yazgının, kazası olacak. Kaza, yazgıdaki cümlelerin ete kemiğe bürünmesidir çünkü; gerçekleşmesi.
En bilineni Einstein olmak üzere, birçok fizikçi ve hatta sayısız filozof, zaman kavramının bizim bildiğimiz gibi olmadığını söyleyedursunlar, bizler -çoğumuz- o çizelgeyi 'geçmiş' 'şimdi' ve 'gelecek' diye anlıyor, anlamlandırıyor ve öyle yaşıyoruz. "Aslında zaman... Çizgisel değil de döngüseldir." Tabii. Tarih, tekerrürden (tekrar edişten) ibarettir, sözünü ortaya çıkaran ve doğu felsefeleriyle barışık olan o anlayış... Durumlar, olaylar ve kişiler sürekli kılıf, kılık ve kimlik değiştirerek tekrar ederler. Ta ki söz konusu özne, o 'dersi' geçinceye kadar. Dersimizi alıp tekamül etmek (olgunlaşmak) için geliyoruz ya hani bu hayata... Oradan da ver elini spiritüelizm; kocaman bir dünya!........
