İpek
İpek ile tanışmamız, uzunca bir geçmişe; kabaca, 10 yıla sahip. Ilk merhabadan bile önce; onu daha ilk gördüğüm sırada, onunla birbirimize karsi kayıtsız kalamayacağımızı, öyle uzak ve yabancı gibi duramayacağımızı ve aramızda bir arkadaşlığın yeşereceğini bilmiştim, keskin bir sezgiyle. Aynı şeyi o da hissetmiş miydi o anda, bunu hiç bilmiyorum. Sonraları ne sordum, ne de konuştuk bu konuyu... Fakat hislerim yanıltmamıştı. O dönem, onun tüy küpelerinin ve bohem tarzdaki renkli şalvarlarının dünyasındaki eğlenceli atmosfere dahil olmuş ve galiba benim de ona iyicil türden şeyler sunduğum, karşılıklı olarak besleyici olan bir bağ kurmuştuk.
Küçük bir kızı vardı. 7-8 yaşlarında, yaşının getirdiği tüm sevimliliği ve o bıcır bıcır hali üzerine giyinmiş olan, güleç yüzlü bir çocuğu... 'Ah şu sorumsuz babalar' diye başlanacak cümlelerin öznesi olabilecek adamla -eski eşiyle- yollar ayrılmış ve bu durum İpek'i de artık iyiden iyiye yaygınlaşmış olan bir tanımın; 'bekar anne'........
