menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Taner Akçam yazdı: Kürt açılımında gelinen nokta

40 10
11.02.2026

“Kürt Açılımı”, Suriye’deki gelişmeler nedeniyle tıkanma noktasına gelmişti. Ama, tarafların anlaşması ile birlikte sorunlar şimdilik çözülmüş görülüyor ve önümüzdeki dönemde büyük değişiklikler olmazsa “Açılım sürecinde” bir hızlanma beklenebilir.

Dışardan gözleyebildiğim kadarıyla, “Açılım” herhangi büyük bir kırılma veya sapma ile karşılaşmadı ve her şey tüm iniş-çıkışlara rağmen başından planlanan çerçeveye uygun gelişiyor. Süreci planlayanların, Türkiye’de de Suriye’dekine benzer bir “açılıma” gideceklerini de tahmin etmek zor değil.

Süreci dışardan izleyen bizlerde ise büyük bir kafa karışıklığı var galiba. Birçok kişi ve çevre, “Açılımın” Kürtlere vaat ettiklerini yetersiz ve az buluyor ve meseleye “teslimiyet” penceresinden yaklaşıyorlar. Genelde gözleneni, “bunca yıl boşuna mı savaşıldı” ve “niçin hiçbir kazanım elde edilmeden örgüt dağıtılıyor” ifadeleri ile özetlemek mümkün. Bu kafa karışıklığının nedeni ise ortada “Terörsüz Türkiye” ve “Kürt meselesinin demokratik katılım yoluyla çözümü” gibi iki ayrı konseptin varlığı. Kafası karışık olan çevrelerin ana iddiası, demokratik bazı kazanımlar olmadan “Kürt meselesinin çözümünün” mümkün olamayacağı. Teorik olarak doğru bir iddia olsa bile bu iddianın yaşananlar karşısındaki konumu oldukça zayıf.

Çözüm konusunda anlaşan tarafların (Güvenlik Bürokrasisi ve Öcalan’ın) konuya bakışları çok net gibi duruyor. Adı konmuş özel bir “demokratikleşme” programına sahip değiller. Ana problem “Terörsüz Türkiye” olarak formüle edilmiş. Yani, PKK silahı bırakacak, o kadar gibi gözüküyor. Belki Kürtçenin seçmeli dil olarak okutulması, yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılması ve vatandaşlığı tanımlayan Anayasa’nın maddelerinin değişmesi gibi hususlarda anlaşılmış olabilir ama bu konular henüz dillendirilmedi.

Vatandaşlık hukuku yönünde bazı adımların atılacağını AKP’nin komisyon raporuna dayanarak iddia edebiliriz. Raporda bir tek sefer bile “Türk Vatandaşı” ifadesi geçmiyor. Türklük ifadesi ise bir tek Türk Ceza Kanunu bağlamında kullanılıyor. Vatandaşlığa ilişkin kullanılan kavram ise, “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı” ifadesi. Raporda bu ifade, beş defa tekrar ediliyor ve çok açık olarak etnik kimlikten bağı koparılmış bir vatandaşlık tanımı yapılıyor.

Öcalan, belki Suriye’de Kürtler için bir statü beklentisi içinde idi ve ama bu özellikle Türkiye’nin sert direnişi nedeniyle gerçekleşmedi. “Statü” konusunun Türkiye’de yapılacak “Açılımın” hiçbir biçimde gündeminde olmadığını ise........

© Medyascope