menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Selim Kuneralp yazdı: Bu arada Ukrayna’da ne oluyor?

20 1
24.01.2026

Beyaz Saray’a geri döndüğü 20 Ocak 2025’ten önceki günlerde ABD Başkanı Trump, Şubat 2022’de Rusya’nın ani saldırısıyla başlayan Ukrayna savaşını 24 saat içinde bitireceğini, hatta savaş başladığında kendisi başkan olsaydı çıkmasını engellemiş olacağını söylüyordu. Beyaz Saray’daki ilk kabullerinden biri Ukrayna’nın kahraman lideri Zelenskyy olmuştu. Çömezi başkan yardımcısı JD Vance ile birlikte zavallıya tuzak kurup uygulaması daha önce görülmemiş bir şekilde kameraların önünde azarlamışlar, savaş başladığından beri giydiği kravatsız ve kıta elbisesini andıran siyah kıyafeti dahi sorun yaparak hırpalamışlar, planlanmış öğle yemeğini iptal ederek onu kapı dışarı etmişlerdi.

Sonraki dönemlerde Trump, Ukrayna’ya ülkesinin yaptığı ve hiçbir zaman Avrupa ülkelerinin yaptığı yardımla kıyaslanamayacak kadar az olan askerî yardımları, hatta bir ara istihbarat akımını kesmiş, Ukrayna ordusunun güvendiği ve yönetimi yandaşı Elon Musk’ın elinde olan Starlink iletişim sistemini de devre dışı bırakmakla tehdit etmiştir.

2025 yılı boyunca Trump aklına estikçe Ukrayna dosyasına dönmüş, mucize çözümler icat etmiş, ancak bu çözümlerin Putin’in isteklerini içermeleri tabii ki dikkatten kaçmamıştır. Özellikle Putin’i Alaska’ya davet ederek onunla görüştükten sonra bu planlardan birini öne sürünce, Avrupa’nın belli başlı ülkeleri paniğe kapılarak Beyaz Saray’a koşmuşlar, bir başöğretmenin önünde dizilmiş öğrenciler gibi her türlü izzeti nefsi kenara bırakarak onu vazgeçirmeyi becermişlerdir. Trump’ın en son kiminle konuşuyorsa ona hak verdiği özelliği 2025 yılı boyunca birkaç defa gözlemlenmiştir. Kendisi gibi tek diplomasi deneyimi emlak pazarlığı olan damadı Kushner ve ayrıca golf arkadaşı olma özelliğine sahip Steve Witkoff’un Kasım ayında Putin’den aldıkları dikte ile hazırladıkları ve ayrıca 4 yıllık savaş sırasında elde edemediği toprakları barış masasında terk etmeye zorlayan planı da ültimatom vererek Zelenskyy’ye birkaç gün içinde kabul etmesini dayatmıştı. Bu sefer de Avrupalılar yetişmiş, plan yeniden müzakere edilmiş, en sivri yönleri törpülenmiş, bu hâliyle de Putin’in önüne konmuştu. Trump’ın Zelenskyy’nin kabul etmesi için koyduğu 25 Aralık tarihi gelmiş geçmiş ancak akıbeti belirsizleşmişti.

Bu defa Zelenskyy’nin imdadına Venezuela, arkadan da Grönland yetişti diyebiliriz. Trump’ın dikkatinin kolaylıkla dağılabildiği de özelliklerinden birisidir. 3 Ocak’ta Venezuela diktatörü Maduro’yu yatağından kaldırıp yargılanmak için kaçırdıktan sonra dikkati bir süreliğine oraya döndü. Yapmak istediği şeylerin başında Venezuela petrolüne bir şekilde el koymak. Bu da Rusya’nın devreden çıkarılması demektir. Maduro’nun kaçırılmasıyla Rusya’nın bölgedeki en güçlü müttefiklerinden birisini kaybetmiş olması bir yana iki ülke arasındaki petrol ticaretine de son vermiştir. Putin de bu darbe karşısında sessiz kalmıştır. O kadar ki Atlantik’in ortalarında Rus bandırası taşıyan bir tanker ABD kuvvetleri tarafından müsadere edilirken civarda bulunan bir Rus denizaltısı herhangi bir müdahalede bulunamamıştır.

Maduro’nun kaçırılmasından sonra Zelenskyy’nin ağzı kulaklarında basın konferansı verdiğini görmüştüm. Belli ki büyük ölçüde rahatlamıştı. Trump’ın baskısı en azından üzerinden gitmişti. Nitekim Fransa’da yayımlanan bir karikatürde Zelenskyy’nin dünya haritasına bakarak nereye saldıracağını düşünen Trump’a Putin’in fotoğrafını göstererek “bak burada da petrol zengini bir diktatör........

© Medyascope