Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi: Göç, cezaevi ve dayanışma
Son güncelleme: 3 Ağustos 2026 -
Müge İplikçi ile Zeytin Dalı | Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi: Göç, cezaevi ve dayanışma
3 Ağustos 2026 Pazartesi
Tercih edilen kaynak olarak ekle
İSTANBUL (Medyascope) – Zeytin Dalı programının bu bölümünde Müge İplikçi’nin konuğu gazeteci ve yazar Akın Olgun oldu. Olgun, Yunanistan’da yaşadığı haksız tutukluluğun ardından kaleme aldığı anı kitabı “Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi”ni anlattı.
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
Akın Olgun, Zeytin Dalı programında haksız tutukluluğu sonrası yazdığı ‘Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi’ kitabını anlattı.
Olgun, kitabında kendisini değil, hapiste tanıştığı ‘Kaptanlar’ denilen insanların hikayelerini konu aldı.
Kaptanların hikayelerini ‘görünmeyenlerin hikayesi’ olarak tanımlayan Olgun, cezaevindeki yoksulluğa dikkat çekti.
Kitap, demir kapıların ardında saklanan gerçek yaşamları ve karşı kıyının unutulan insanlarını anlatıyor.
‘Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi’, topluma bir çağrı ve baskıya karşı duruş sergileyen bir tanıklık olarak öne çıkıyor.
Zeytin Dalı’nın bu bölümünde Müge İplikçi’nin konuğu Akın Olgun, yaşadığı haksız tutukluluğun ardından kaleme aldığı anı kitabı “Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi”ni anlattı.
Kitabının ana karakterinin kendisi olmadığını söyleyen Akın Olgun, “Asıl amacım kendimi anlatmak değil, orada gördüklerimi, yaşadıklarımı anlatmaktı. İçeride tanıştığım ve kitapta ‘Kaptanlar’ diye adlandırdığım insanların hikayesine yoğunlaşarak onları anlatmaya çalıştım açıkçası” dedi.
Görünmeyenlerin hikayesi
Kaptanların hikayesini “görünmeyenlerin hikayesi” olarak tanımlayan Olgun, “Kaptanlar meselesi kimsenin ilgilenmediği, dönüp bakmadığı bir hikaye. Bu insanlar yakalanıyorlar, cezaevine gidiyorlar, çok yoksullar. Onlara para göndermesi lazım ancak döviz cinsi üzerinden olduğu için çok büyük bir maliyet. İçeride korkunç bir yoksulluk var. Bu yoksulluk aynı zamanda bir dayanışmayı da beraberinde getirmiş” diye konuştu.
Akın Olgun, kitabına “Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi” adını vermesinin sebebinin cezaevinde gözlemlediği hayvanlar ile sistemi benzetmesi olduğunu açıkladı:
“Kos Cezaevine girince herkesin vücudunda şişlikler gördüm. Neden böyle olduğunu sordum. Tahtakurusu olduğunu söylediler. Sonra farkettim ki tüm hapishane tahtakurularıyla dolu. Sistem nereye giderseniz gidin, sizin bir yerden kanınızı emmeye devam ediyor. Tahtakurularını bu metafor üzerinden hareketle seçtim. Kargaları da bu hikaye tanıklık eden, insanların hikayelerini kendi aralarında tartışanlar olarak tasarladım. Hakikaten ağaçların arasında toplanır, havalandırma kapısı tam kapanmak üzereyken gelirlerdi. Çok ilgimi çekerdi, hep ‘Acaba ne konuşuyorlar?’ diye düşünürdüm.”
Kitap tanıtım bülteni
Bu kitap, demir kapıların ardında saklanan ve çoğumuzun hiç haberdar olmadığı yaşanmışlıkların gerçek bir aynası.
Akın’ın yolu, karşı kıyının cezaevlerinde unutulmaya mahkûm ve umut ettikçe kimsesizleşen insanlarla kesişiyor. Akın, onların hikâyelerinde kendini bulurken, kendi hikâyesinde de onları buluyor.
Rodos’ta bir havalimanı karakolundan Kos’un rutubet ve sidik kokulu nezarethanelerine; şiddet sarmalında nefret öznesi haline getirilen “kaptan”ların öykülerinden sürgünde yaşayan bir gazetecinin Interpol’le yüzleşmesine kadar geniş bir alanda çok şey yaşanıyor, hissediliyor ve kâğıda kaydediliyor.
Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi, yalnızca bir tanıklık değil; baskıya karşı açılmış bir dava dosyası ve vicdanı olan herkesin önüne bırakılmış bir çağrıdır.
Okurken kendinize soracaksınız:
Bu karanlığın neresindeyim? Seyircisi mi, tanığı mı, yoksa ortağı mı?
kitap haberleri ve kitap eleştirileri
Medyascope'u destekle. Medyascope'a abone ol.
Medyascope’u senin desteğin ayakta tutuyor. Hiçbir patronun, siyasi çıkarın güdümünde değiliz; hangi haberi yapacağımıza biz karar veriyoruz. Tıklanma uğruna değil, kamu yararına çalışıyoruz. Bağımsız gazeteciliğin sürmesi, sitenin açık kalması ve herkesin doğru bilgiye erişebilmesi senin desteğinle mümkün.
Medyascope'u Google Haberler üzerinden takip edin
Medyascope'un mobil uygulamasını indirin
Yamyam Kapitalizmi yenmek: Birlikte… Neden olmasın?
Mehmet Altan yazdı – Basın Tarihi (42): İspanya’da Ölüm Güncesi
Faik Öcal’ın Kürtçe öykü kitabı raflarda: Çîrokên Axa Min (Toprağımın Öyküleri)
Müge İplikçi / Diğer içerikleri
Müge İplikçi yazdı: İkindinin yumuşak ışığı
Müge İplikçi yazdı: Kitap gibi kadın
Müge İplikçi ile Sabun Köpüğü – Yazarla editör arasında bir Noel: Alejandro Zambra’nın “Bir Noel Hikâyesi”
Müge İplikçi ile Sabun Köpüğü: Bir kadının küllerinden doğuşu
Müge İplikçi yazdı: Ödüller
Müge İplikçi yazdı: Özlem
Haftanın en popüler içerikleri
Özgür Özel Medyascope’a konuştu: “Ne İmamoğlu’nun, ne Özel’in partisi; kalıba dökülecek değil, kabına sığmayacak YENİ Parti”
Üsküdar Belediyesi’ne operasyon: Sinem Dedetaş görevden uzaklaştırıldı
MasterChef şampiyonu şef Eren Kaşıkçı hayatını kaybetti
Odysseia’nın çevirmeni Emily Wilson, The Odyssey filmini topa tuttu: “Bu senaryonun herhangi bir bölümünü yazmış olmaktan utanırdım”
Ruşen Çakır yorumladı: Sinem Dedetaş’ın suçu ne?
Avukat........
