Kemal Can yazdı: İmralı ziyareti fırtınası
Meclis’te süreç komisyonunun kuruluşu aşamasındaki hareketliliğin bir benzerini bu hafta tekrar yaşadık. Komisyonun İmralı ziyareti hakkında haftalardır devam eden tartışmalar, son ana kadar devam eden -karşılıklı- taktik hamleler ve gayet hesaplı spekülasyonlar yine herkesin aşırı yüksek yorumlarına kapı açan bir sonuç üretti. Memnun olanlar da keyfi kaçanlar da, tıpkı komisyon tartışmalarında olduğu gibi çok ölçüsüz çıkarımlar yapıyor.
Önce cuma günü yaşananların kısa bir özetini yapalım: Erdoğan ortağının restine rağmen açık tutum almayıp topu komisyona attı. Komisyonun İmralı gidişini oylayacağı oturumun kapalı yapılmasına itiraz eden CHP ve YRP toplantıya katılmadı. (Kapalı oturumu destekleyenler AKP, MHP ve DEM. Ancak asıl talebin oturumda söz bile almayan AKP’den geldiğini herkes biliyor) Basına kapatılan toplantıda AKP (bir komisyon üyesi katılmadı), MHP ve DEM ile EMEP ve TİP temsilcileri İmralı’ya gidiş yönünde oy kullandı. Cumhur İttifakı iltisaklı DSP ve Hüda-Par ile DP (DP, İmralı kararı çıkarsa komisyondan da çekileceğini açıkladı) ret oyu kullanırken, Yeni Yol çekimser kaldı (Bu partiden de bir kişi toplantıya katılmadı). CHP ise komisyonda kalmaya devam edeceğini ama İmralı’ya gidecek heyete üye vermeyeceğini açıkladı.
Bu sonucun, tablodaki “yeni” pozisyonların gerekçeleri ve yaratacağı etkileri tartışmaya başlamadan önce, kendi görüşümü baştan ifade etmek istiyorum. Kapsamı ve hedefi çizen “PKK’nın feshi”, “silahların susması”, “terörsüz Türkiye”, “yeni açılım” gibi çok farklı imalar içeren isimlerden hangisi tercih edilirse edilsin; Bahçeli’nin Öcalan’a yaptığı çağrı ile başlayıp yine Öcalan’ın çağrısıyla fiilen işlemeye başlayan bir süreçte, “Öcalan ile görüşülebilir mi?” ya da “muhatap alınır mı? soruları son derece manasız.
Sürecin başından itibaren asıl muhatap olduğu açıkça ilan edilen birinin ve “çağrısının” nasıl sonuç vereceği günlerce tartışılan bir aktörün; müzakerenin tarafı olmasına itiraz, ancak hamasi nutuklarla ve yıllardır kullanılan hakaretamiz sıfatlarla beslenebilecek retorik bir iddia. Bu süreçle ilgili olarak kurulmuş komisyonun Öcalan ile görüşmesi -doğru olmak yanında- bir tür zorunluluk aslında ve zaten senelerdir görüşülüyor. Yani olay “Allah’ın bildiğini kula açmak” sadece. (Bu görüşmenin teknik olarak nasıl yapılmasının daha uygun olacağı ise gündeme bile gelemeden taktik oyunlara kurban gitti) Dolayısıyla, İmralı’ya gidilmesinin de CHP’nin heyete üye vermesinin de daha isabetli olacağını düşündüm, düşünüyorum.
CHP İmralı ziyareti konusunda, “asla söz konusu olamaz” barajı kurmak yerine “önce AKP’nin ne yapacağını görelim” diyerek, taktik yaklaşımını en baştan deklare etmişti. Buna rağmen mevzuyu taktik bir mücadeleye çevirmenin asli sorumlusu olarak CHP’yi suçlamak, sadece kronolojiye ve hakkaniyete uygun olmamak yanında, doğru bir değerlendirme de sayılamaz. Çünkü genel olarak süreci, özel olarak komisyonun kurulması ve İmralı ziyaretini, taktik hamlelerle ilerleyen bir oyun gibi kurgulayan bizzat Erdoğan oldu. Bunun açık kanıtları; DEM’i de zora sokan “üçlü olarak yol yürürüz” açıklaması, Bahçeli’nin komisyonun kurulmasının geciktirilmesine itirazları ve son olarak “İmralı’ya ben giderim o zaman” resti. (Bunları ister Erdoğan’a uyarı isterse destek diye yorumlayın........





















Toi Staff
Sabine Sterk
Penny S. Tee
Gideon Levy
Waka Ikeda
Tarik Cyril Amar
Mark Travers Ph.d
Grant Arthur Gochin
Chester H. Sunde