menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Son hedef CHP markasını yok etmek mi?

19 0
21.06.2026

Son güncelleme: 21 Haziran 2026 -

İsmail Fatih Ceylan yazdı: Son hedef CHP markasını yok etmek mi?

21 Haziran 2026 Pazar

Tercih edilen kaynak olarak ekle

Genelde Ak Parti cenahı, muhalefetin coşkusundan, sosyal medyada yaygınlaştırılan “Bu sefer Erdoğan gidiyor, CHP kesin kazanacak” rüzgârından pek etkilenmez, kendilerinden emin oldukları için ciddiye almazlar. 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muharrem İnce rüzgârı estirildiğinde bile, Erdoğan’ın kazanacağına inanıyorlardı. Bu kendine güven Ak Partililerde 2007’den itibaren vardı.

2007 Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim sürecinde eşi başörtülü birinin Cumhurbaşkanı seçilmemesi için, üç yüz binleri aşan Cumhuriyet mitingleri düzenlenmiş, darbe yapacağı rivayetleri dolaşıma sokulan Genelkurmay Başkanı 27 Nisan muhtırası vermiş, Anayasa Mahkemesi 367 şartı getirmiş, CHP lideri Deniz Baykal meydanlarda “Aday olma, aday olma!” diye bağırmış ama onca hareketliliğe rağmen Ak Parti 22 Temmuz 2007’deki genel seçimlerde oyların F,58’ini aldığı gibi Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanı seçtirmişti.

Daha sonra yapılan 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde I,83 oranında oy alarak üst üste üç kez tek başına iktidara gelen Ak Parti, muhalefet tarafından bile artık yenilemez kabul ediliyor, Ak Parti’ye oy veren kitleler de artık her seçimi kazanacaklarını düşünüyordu. Artık yapılan seçimler, partiler arası değil de Erdoğan’ı sevenler ile Erdoğan’dan nefret edenler arasında yapılıyor gibi bir havaya büründü.

2013’ten itibaren açık bir savaşa dönüşen Hükümet-Fethullahçı savaşından sonra, 2007’den itibaren Ak Parti’ye, hükümete, bakanlıklara, belediyeye, Valiliklere, kaymakamlıklara hâkim olan Fethullahçılar muhalefet safına geçti ve 17-25 Aralık operasyonuyla hükümeti düşürmeye çalıştı. Yüzde 10 oy potansiyeli olduğu düşünülen bir cemaatin Ak Parti’den ayrılması, muhalefeti çok umutlandırdı. Ancak 2014 yerel seçimde cemaatin yüzde 1 bile oyu olmadığı ortaya çıktı. Erdoğan bir yıl sonra Cumhurbaşkanlığına seçildi.

Daha sonraki süreçte yargı ve medya ele geçirilmiş, ordu artık hükümetin yanında bir konuma gelmiş görüntüsü vardı. Uzun yıllar kendilerine kök söktüren “CHP zihniyetli” yargı, medya, TSK gibi kurumlar artık tehdit oluşturmuyordu. 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminde estirilen CHP adayı Muharrem İnce rüzgârında bile kazanacakları konusunda hiç kaygı duymadılar.

Ak Partililer ilk kez 2023 seçiminde endişelendi

Ancak 2019 yerel seçiminde, Ak Parti kaleleri İstanbul ve Ankara’yı CHP’nin adayları Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’a kaptırınca, o özgüven biraz kırıldı.

Ardından pandemi süreci, savaş, deprem üst üste gelip, ekonomik sıkıntı belirgin olunca ve buna 21 yıllık iktidar olmanın toplumun genç kesiminde bıkkınlık duygusu eklenince, “Galiba bu sefer karşı taraf kazanacak” endişesine yol açtı. Kılıçdaroğlu’nun beş sağ partiyle yaptığı 6’lı masa ittifakına HDP’nin aday çıkarmayarak verdiği koşulsuz destek, 2019’daki yerel seçim sonucuna benzer sonuç alınabileceği ihtimalini güçlendirmişti. Sosyal medyada muhalefetin estirdiği Kılıçdaroğlu rüzgârı, adeta kasırgaya dönmüştü. İslâmî kesimin bir zamanlar Milli Gazete, Zaman, Yeni Şafak gibi gazetelerde yazan önemli isimler bile artık Kılıçdaroğlu’nu destekliyor, medyanın popüler isimleri “Erdoğan dönemi kapandı, bitti artık o iş” diyor, çoğu anketler Kılıçdaroğlu’nun U-60 arası oy alacağını ilân ediyor, sosyal medyada Ak Partililer için “Yargılanacaksınız!” paylaşımları yapılıyordu.

Tarkan, Cem Yılmaz, Şahan Gökbakar, Danla Biliç gibi hayranı ve takipçisi milyonları bulan isimler, ünlü gazeteciler, popüler ekonomistler Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’na oy verilmesini açıktan istiyorlardı. Muhafazakârların çocukları bile bu rüzgârdan etkileniyor, bazı ailelerde Ak Partili ailesine rest çeken gençler Kılıçdaroğlu’na oy vereceğini söylüyorlardı.

Bu durum özellikle Ak Partililerin endişelenmesine, kendisini yalnız hissetmesine yol açtı. İlk kez bu kadar endişe duyuldu, ilk kez kaybetme ihtimalini P’nin üstünde gördü. Neredeyse çoğu, Ak Parti döneminin bu sefer biteceğine inanmaya başladılar. Psikolojik olarak yenilmişlik duygusuyla içlerine kapandılar, sessizleştiler, hatta neredeyse görünmez oldular. Toplumda açıktan Erdoğan’ı savunan insanlar eskisi gibi görünmüyordu, hatta kendini gizleme ihtiyacı hissedenler çoktu. Muhalefetin estirdiği rüzgâr onları sindirmişti.

Daha önceki seçimlerde Erdoğan’ın Ak Partilileri kenetleyen açıktan savaştığı medya, vesayet, cemaat gibi ‘düşmanlar’ artık yoktu. Halk ekonomik sıkıntılardan bunaldığını açıkça dile getirmeye başlamıştı. CHP ile ömrü boyunca ölümüne mücadele eden ama 70 yaşından sonra CHP’ye ilk kez oy vereceğini söyleyen, üstelik Kılıçdaroğlu’nu şiddetle savunan, bunu Facebook sayfalarında paylaşanlar vardı. Bunlardan bazıları eski Ak Partili, bazıları Fethullahçı, kimileri Yeni Asya nurcularındandı. Süleymancılar, Yeni Asyacılar gibi cemaatlerin bir kısmı, Alpaslan Kuytul’un taraftarları, hatta kimi tarikat mensupları ve başları örtülü kimi kadınlar/kızlar Ak Parti karşıtı paylaşımları yapıyorlar, bazıları Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyuruyorlardı. Sosyal medyada ve anketlerin çoğunda ise her zaman olduğu gibi CHP yüzde 55-60 ile kesin kazanıyordu. Daha önce “Sosyal medyada CHP, sandıkta Ak Parti kazanır” diye dalga geçen Ak Partililer ilk kez böyle bir durumla karşılaştıkları için şaşırıyor, “Bu sefer herhalde kaybedeceğiz” duygusuyla sarsılıyorlardı.

Yani, 14-28 Mayıs 2023 tarihlerinde yapılan iki turlu seçim öncesi, Cumhur İttifakı’nda bir tedirginlik, Millet İttifakı’nda ise büyük bir coşku vardı.

İki bitmez korku: Camiler kapatılır mı? İçki yasaklanır mı?

Ancak mitingler başladığında, Erdoğan’ın mitingine gelenlerin ne kadar çok olduğunu görünce mitinge katılanlar da şaşırdılar. Sadece onlar değil, muhalefet de şaşırmıştı. En büyük şaşkınlık ise, 1.700.000 kişinin katıldığı İstanbul mitingiydi. Kendini yalnız hisseden, “Bu sefer yenileceğiz galiba” diye düşünen, bu yüzden ortalıkta pek görünmeyen veya kendini belli etmekten çekinen milyonlarca insan, sanki bir komutla gizlendikleri yerlerden çıkmışcasına bir anda yollara dökülmüştü. Kendileri bile, “Bu kadar Ak Partili var mıydı, şimdiye kadar bunca insan neredeydi?” diye soruyordu.

Bu seçimde de önceki seçimlerde olduğu gibi, karşılıklı iki bitmez temel korku vardı. Camiler kapatılır mı, içki yasaklanır mı? Refah Partisi döneminden beri “Laiklik elden gider mi, Türkiye İranlaşır mı, içki yasaklanır mı?” kaygısını duyan kesim zamanla azalsa da hâlâ vardı. Ama Ak Partililerin çoğu, “CHP iktidara gelirse camileri kapatırlar” endişesini taşımaya devam ediyorlardı. CHP’liler X’te, Ak Partililer Facebook’ta kıyasıya propaganda savaşı yürütüyordu.

Bu atmosferde girilen 14-28 Mayıs seçimlerinde oran diğer seçim sonuçlarıyla aynı çıktı. 52’ye 48 oranı bu seçimde de değişmemişti. Milletvekili seçiminde Ak Parti yine birinci çıkmıştı. Bu sonuç kesin kazanacağına inanan muhalefet liderleri ve seçmenleri için tam bir şoktu. “Ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkaracak son seçimin” kaybedilmesi büyük bir travmaya yol açtı. Her şey bir anda alt süt olmuştu. CHP lideri Kılıçdaroğlu seçim gecesi ailesinin yüzüne bakamadığını söylüyordu. Seçim öncesi büyük destek veren gazeteciler ve CHP tabanı şimdi hiç de nazik olmayan bir üslupla Kılıçdaroğlu’na “İstifa et” baskısı yapmaya başlamıştı. Millet ittifakının ikinci büyük partisi İyi Parti’nin lideri Meral Akşener ise aylarca sessiz kaldı konuşamadı ve sonra istifa ederek siyasetten çekildi.

Zafer Partisi ile Millet İttifakı’nın diğer ortaklarından bile gizli yapılan görüşmelerde İçişleri Bakanlığı dahil üç bakanlık ve MİT’in verildiğinin ortaya çıkması eleştirileri daha da keskinleştirdi. Kılıçdaroğlu’na oy verenlerden “iyi ki seçilememiş” diyenler oldu. Sosyal medyada pek çok kişi Kılıçdaroğlu CHP’nin başında olduğu müddetçe yerel seçimlerde CHP’ye oy vermeyeceğini açıkladı.

Seçimden sonra ortaya çıkan ilginç bir gelişme ise, bazılarının nefret ettiği Erdoğan’ı siyasi dehası yönünden takdir etmesiydi. Kimileri de artık Erdoğan’a değil, daha çok ona oy verenlere düşman oldu. “Ülkede adalet yokken, tek adam rejimi varken, yolsuzluk ve yoksulluk başını almış gitmişken, insan hakları askıya alınmışken, Araplar ülkemizi işgal etmişken” nasıl olur da insanlar hâlâ oy verebilirdi.

Diğer seçimlerde olduğu gibi, bu seçimden sonra da “Bizim tuzumuz kuru, yatımız katımız var, gelecek kaygımız yok. Biz sizin için daha iyi şartlar oluşsun diye mücadele ediyorduk ama değmezmişsiniz, bundan sonra size zerre acımak yok” paylaşımları yapıldı. Bazıları Erdoğan’a oy verenlere beddua ediyor, benzine mazota zam yapıldıkça oh olsun çekiyor, beter olun diyordu. En çok da depremzedelere öfkelilerdi.

Ak Parti tabanı partisini yerel seçimlerde cezalandırıyor

Kimileri öfkeyle, kimileri merakla onca şeye rağmen neden hâlâ Erdoğan’a oy verildiğini anlamaya çalışıyor, bazı muhalif yazarlar sebepleri konusunda yorumlar getiriyordu.

Oysa 2023 öncesi esen onca rüzgâra rağmen Ak Parti’ye ve Erdoğan’a oy verilmesinin en büyük nedeni, seçime doğru emeklilere ve memurlara üst üste zamların yapılmasıydı. Kısa aralıklarla birkaç defa hem emeklilere, hem asgari ücrete zam yapılmıştı. İnsanlar cebine giren sıcak paraya bakıyordu. Öyle iddia edildiği gibi, DEM’le iş birliği, Kılıçdaroğlu’nun zikredilen hataları, PKK ile beraberler gibi söylentiler çok da etkili değildi. Yine o seçimde İmamoğlu veya Yavaş aday olsaydı, büyük ihtimalle onlar da kaybedecekti. Kaldı ki o seçimde Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Yavaş üçlüsü sahadaydı. O seçimi kazandıran seçime az kala emeklilere, asgari ücrete yapılan üst üste zamlardı.  Bir de depremzedelere yapılan hakaretler, sosyal medyada yaygınlaşan asacağız keseceğiz, yargılayacağız paylaşımları insanları ürkütmüştü.

Bunun yanı sıra Erdoğan, sadece Ak Parti’nin değil Cumhur İttifakı’nın lideriydi ve Cumhur İttifakı’nı tek partiymiş gibi kenetliyordu. Millet İttifakı ise aylarca iç çatışmalar yaşadı, Cumhurbaşkanı adayını bir ay kala açıkladı, 7 cumhurbaşkanlığı yardımcılığı gibi bir sistem önerdi. Bu da geçmişteki koalisyonların çatışmalarını hatırlattı.

Erdoğan’a bağlı........

© Medyascope