menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhsan Umun yazdı: AKP’nin totaliterleşme stratejisinin limitleri

32 0
20.04.2025

İhsan Umun, “AKP’nin totaliterleşme stratejisinin limitleri” başlıklı yazısında, iktidarın devlet, medya ve bürokrasi üzerindeki kontrolünü artırarak totaliterleşme yönünde ilerlediğini savunuyor. Ancak ideolojik bütünlükten, teknolojik altyapıdan ve ekonomik başarıdan yoksun oluşunun bu süreci sınırladığını ifade ediyor.

Son on yılda Türkiye’nin siyasi ve hukuki sisteminde köklü değişiklikler yaşandı. Bu süreçte, totaliterleşme olasılığı ve bunun otoriter yönetim biçimleriyle ilişkisi üzerine tartışmalar yoğunlaştı. Bu yazıda, Çin’in tek partili totaliter sistemiyle kıyaslama yaparak, Türkiye’de AKP iktidarının totaliterleşme eğilimlerini ve bu sürecin sınırlarını incelemek istiyorum.

Yaşadığımız siyasi gerçeklikten baktığımızda, AKP’nin siyasi vizyonunda totaliterleşmenin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Zira bir partinin sürekliliği üzerine kurgulanan devlet, otoriter bir yapıya evrilir.

Son on yılda, kuvvetler ayrılığı ilkesi Türkiye’nin siyasi ve hukuki sisteminde büyük ölçüde etkisini yitirdi. Devlet kurumları, bağımsız birer yapı olmaktan çıkarak AKP’nin siyasi hedeflerine hizmet eden bir organizmaya dönüştü. Parti ile devlet arasındaki ayrım bulanıklaştı; bürokrasi, yargı ve medya gibi temel güç alanları, kamu yararı için hizmet eden bir yapıdan çok AKP’nin iktidarını sürdürmesine adanmış birer araca dönüştürüldü.

Her ne kadar elimizde net nicel veriler olmasa da, devlet bürokrasisinin büyük ölçüde AKP ile uyumlu olduğunu tahmin edebiliriz. 2016 darbe girişimi sonrası, FETÖ ile bağlantılı olduğu iddia edilen 150 binden fazla kamu görevlisi tasfiye edildi (Freedom House Türkiye Raporu). Yerlerine genellikle AKP’ye yakın kişiler atandı. 2018’de 18 bin memurun daha görevden alınması, bürokrasinin parti kontrolüne geçişini hızlandırdı. Kamu istihdamı AKP kadrolarıyla dolduruldu ve sivil hizmet, büyük ölçüde Recep Tayyip Erdoğan’a bağımlı hale geldi.

Ekrem İmamoğlu, Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi isimlere yönelik siyasi davalar ile gazeteci ve entelektüellere açılan soruşturmalar, artık hukuk sisteminin AKP’nin siyasi çıkarlarına göre şekillendiğini gösteriyor. CHP’nin büyükşehir belediyelerini kazanması yerel düzeyde bir denge yaratsa da, merkezi bürokrasiyi AKP ve MHP tamamen domine etmiş vaziyette. Bu dönüşüm, devletin bir partinin sürekliliğine dayalı bir yapıya evrilmesi anlamına geliyor ki bu, totaliter bir sistemin temel özelliğidir.

Medyanın büyük ölçüde AKP kontrolünde yeniden şekillenmesi, totaliterleşme sürecinin en çarpıcı göstergelerinden biridir. Reuters Institute for the Study of Journalism’in 2023 raporuna göre, Türkiye’deki ana akım medya kuruluşlarının yüzde 90’ı hükümet yanlısı iş insanları veya holdingler tarafından kontrol ediliyor. Demirören, Kalyon, Ciner ve Albayrak gibi gruplar, TV izlenme oranlarının yaklaşık yüzded 70’ini elinde tutuyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler’in (RSF) 2023 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 165. sırada yer alıyor. RTÜK yaptırımlarının yüzde 80’inden fazlası muhalif medya kuruluşlarına yöneliyor.

Google ve X gibi uluslararası........

© Medyascope