Kiev’li gençler savaşın içinde genç olmayı anlattı: “Gelecek planlarım var ama geceyi sağ çıkarıp çıkaramayacağımı bilmiyorum”
Son güncelleme: 13 Haziran 2026 -
Kiev’li gençler savaşın içinde genç olmayı anlattı: “Gelecek planlarım var ama geceyi sağ çıkarıp çıkaramayacağımı bilmiyorum”
13 Haziran 2026 Cumartesi
İSTANBUL (Medyascope) – Medyascope, Kiev’de yaşayan 20’li yaşlardaki üç gençle konuştu. Vladyslava, Volodymyr ve Nadiia, hava saldırısı alarmları, elektrik kesintileri ve cepheye giden yakınlarıyla birlikte geçen gündelik hayatlarını aktardı.
Bu özet yapay zekâ tarafından hazırlanmış ve editör tarafından kontrol edilmiştir.
Kiev’de yaşayan gençler savaş nedeniyle günlük hayatlarını, hava saldırısı alarmları ve elektrik kesintileri ile şekillendirmek zorunda kalıyor.
Savaş, Kievli gençlerin güvenlik kaygılarını ve gelecekteki planlarını derinden etkiliyor.
Gençler, sosyal hayatlarında bile savaşın koşullarına uyum sağlamak zorunda kalıyorlar.
Savaşın psikolojik etkileri arasında kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu öne çıkıyor.
Maddi hayatta ise gençler, savaşla birlikte harcama alışkanlıklarını ve gelecek planlarını gözden geçirmek zorunda kalıyor.
“Sevdiklerimizi gömmek zorunda kalmamanın nasıl bir şey olduğunu da asla bilemeyeceğiz”
Geceler: Alarm, patlama sesi ve sabah haberleri
“Bu kış, şanslıysak günde yalnızca 4 saat elektriğimiz vardı”
Sosyal hayat: Kafeler açık ama sığınak bilgisi de planın parçası
Savaşın psikolojisi: Havai fişek sesi bile tetikleyici olabilir
“Her Ukraynalı, Ruslar tarafından öldürülen birini tanıyor”
Maddi hayat: Savaş, para harcama biçimini de değiştiriyor
Gelecek: Hem plan yapmak hem yarının garantisi olmadığını bilmek
Siyaset: Zelenskiy, Trump, Biden, AB ve barış şartları
Kapanış: Gençliğin ritmi ve sirenlerin yankısı
Ukrayna’nın devlet başkanı adayları canlı yayında uyuşturucu testine girdi
2022 Pekin’den saha dışı notlar: Cinsiyet eşitliği – Norveç’in sistematik başarısı – Ukraynalı sporcu Vladyslav Heraskevych: “Savaşa Hayır!”
Ukrayna’da devlet başkanlığı seçiminde ikinci tura kalanlar: Mevcut Başkan Poroşenko ve komedyen Zelenskiy
Güne Başlarken (25 Şubat 2022): Rusya, Ukrayna’ya saldırıyor – Hedef Zelenskiy mi?
Rusya Kiev’i vurdu, Ukrayna’dan Kırım’da üst düzey suikast
Gece yarısı patlama sesiyle uyanıyorsunuz. Eğer çok yakında değilse yeniden uyumaya çalışıyorsunuz. Sabah haberleri açıyorsunuz ve o sesin 12 yaşındaki bir çocuğu öldürdüğünü öğreniyorsunuz. Sonra üniversiteye gidiyorsunuz. Kiev’de genç olmak bu demek.
Rusya’nın geniş çaplı saldırıları, başkentte üniversiteye giden, çalışan, kafelere ve etkinliklere katılan gençlerin hayatını kökten değiştirdi. Medyascope, bu hayatı üç gençten dinledi: 20 yaşındaki Vladyslava, Kiev-Mohıla Akademisi Ulusal Üniversitesi’nde uluslararası ilişkiler okuyor; işgal başladığında yurt dışındaydı, bir yıl sonra Ukrayna’ya döndü. 20 yaşındaki Volodymyr aynı üniversitenin Sosyal Bilimler Fakültesi’nde öğrenci; savaşın hayatındaki en büyük değişikliğini orduya katılan babasıyla iletişimi olarak tanımlıyor. Nadiia ise savaş başladığında 16 yaşındaydı; yetişkinliğe geçişi, savaş ile siyasallaşmanın aynı döneme denk geldiği bir kuşağın parçası.
Üçünün anlattıkları, Kiev’de genç olmanın iki ayrı hayatı aynı anda yaşamak anlamına geldiğini gösteriyor: Bir yanda üniversite, arkadaşlık, aşk, gelecek, kariyer ve sosyal hayat; diğer yanda sirenler, patlamalar, yıkılan binalar, elektrik kesintileri, cepheye giden yaşıtlar ve hiçbir yerin bütünüyle güvenli olmadığını bilerek yaşamak.
“Sevdiklerimizi gömmek zorunda kalmamanın nasıl bir şey olduğunu da asla bilemeyeceğiz”
Vladyslava’ya göre savaştan önce Kiev’de genç olmak, bugüne kıyasla çok daha öngörülebilir bir hayat anlamına geliyordu. Güvenlik kaygısı, o dönem gençlerin gündelik planlarının merkezinde değildi:
“Savaştan önce Kiev’de genç olmak çok daha öngörülebilir bir şeydi. Gençler eğitimlerine, kariyerlerine, seyahat planlarına, hobilerine ve sosyal hayatlarına odaklanıyordu. Öğrenciler üniversiteye gidiyor, kafelerde arkadaşlarıyla buluşuyor, konserlere ve festivallere katılıyor, güvenlik meselesini sürekli düşünmeden geleceklerini planlıyordu.”
“Savaştan önce Kiev’de genç olmak çok daha öngörülebilir bir şeydi. Gençler eğitimlerine, kariyerlerine, seyahat planlarına, hobilerine ve sosyal hayatlarına odaklanıyordu. Öğrenciler üniversiteye gidiyor, kafelerde arkadaşlarıyla buluşuyor, konserlere ve festivallere katılıyor, güvenlik meselesini sürekli düşünmeden geleceklerini planlıyordu.”
Bugün ise aynı şehirde hayat bütünüyle durmuş değil; ancak hayatın akışı, savaşın varlığına göre biçimlenmiş durumda:
“Ne yazık ki arkadaşlarım ve ben, ertesi sabah uyanamama ihtimalini düşünmeden genç olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemeyeceğiz. Sevdiklerimizi gömmek zorunda kalmamanın nasıl bir şey olduğunu da asla bilemeyeceğiz. Bugün gençler hâlâ okuyor, çalışıyor, kafelere gidiyor, etkinliklere katılıyor ve arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Ama savaş her zaman arka planda varlığını sürdürüyor. Gündelik hayat; hava saldırısı alarmları, güvenlik kaygıları ve geleceğe dair belirsizlik tarafından şekilleniyor. Birçok genç, eğitimi ya da işiyle birlikte gönüllülük yapıyor, ordu için bağış topluyor ya da insani yardım girişimlerini destekliyor. Hayat devam ediyor ama eskisine göre çok daha fazla dayanıklılık ve uyum sağlama becerisi gerektiriyor. Gençler, gelecek planları yaparken bile bu planların her an değişebileceğini öğrenmiş durumda.”
“Ne yazık ki arkadaşlarım ve ben, ertesi sabah uyanamama ihtimalini düşünmeden genç olmanın nasıl bir şey olduğunu bilemeyeceğiz. Sevdiklerimizi gömmek zorunda kalmamanın nasıl bir şey olduğunu da asla bilemeyeceğiz. Bugün gençler hâlâ okuyor, çalışıyor, kafelere gidiyor, etkinliklere katılıyor ve arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Ama savaş her zaman arka planda varlığını sürdürüyor. Gündelik hayat; hava saldırısı alarmları, güvenlik kaygıları ve geleceğe dair belirsizlik tarafından şekilleniyor. Birçok genç, eğitimi ya da işiyle birlikte gönüllülük yapıyor, ordu için bağış topluyor ya da insani yardım girişimlerini destekliyor. Hayat devam ediyor ama eskisine göre çok daha fazla dayanıklılık ve uyum sağlama becerisi gerektiriyor. Gençler, gelecek planları yaparken bile bu planların her an değişebileceğini öğrenmiş durumda.”
Geceler: Alarm, patlama sesi ve sabah haberleri
Vladyslava, savaşın dışarıdan çoğu zaman yanlış hayal edildiğini söylüyor. Ona göre en çarpıcı gerçeklerden biri, bütün yıkıma rağmen hayatın devam etmek zorunda kalması:
“Savaşı hiç yaşamamış insanlar, savaş dönemindeki hayatı genellikle olduğundan çok farklı hayal ediyor. Ne yazık ki Ukraynalılar için ve yabancılar açısından beklenmedik biçimde, hayat devam ediyor. Etmek zorunda. Bir öğrenci olarak günlerim ders çalışmak ve çalışmakla geçiyor; bu yüzden pek fazla uyuyamıyorum. Çoğu zaman gece, hava saldırısı alarmıyla başlıyor. Sadece, ertesi gün sınavınız olduğu için yeterince dinlenebilmiş olmayı umuyorsunuz. Bazen gecenin ortasında patlama sesleriyle uyanıyorsunuz. Eğer çok yakında değillerse yeniden uyumaya çalışıyorsunuz. Sabah haberleri okuyorsunuz ve gece duyduğunuz patlamaların 12 yaşındaki bir çocuğu öldürdüğünü, birkaç kişiyi de yaraladığını öğreniyorsunuz. Sonra üniversiteye gidiyorsunuz. Vardığınızda, bazı camların patlamanın basınç dalgasıyla kırıldığını görüyorsunuz ama herkes yine de derslere giriyor, sınavlara katılıyor ve gününe devam ediyor. Çünkü etrafınızdaki hayat akmaya devam ediyor.”
“Savaşı hiç yaşamamış insanlar, savaş dönemindeki hayatı genellikle olduğundan çok farklı hayal ediyor. Ne yazık ki Ukraynalılar için ve yabancılar açısından beklenmedik biçimde, hayat devam ediyor. Etmek zorunda. Bir öğrenci olarak günlerim ders çalışmak ve çalışmakla geçiyor; bu yüzden pek fazla uyuyamıyorum. Çoğu zaman gece, hava saldırısı alarmıyla başlıyor. Sadece, ertesi gün sınavınız olduğu için yeterince dinlenebilmiş olmayı umuyorsunuz. Bazen gecenin ortasında patlama sesleriyle uyanıyorsunuz. Eğer çok yakında değillerse yeniden uyumaya çalışıyorsunuz. Sabah haberleri okuyorsunuz ve gece duyduğunuz patlamaların 12 yaşındaki bir çocuğu öldürdüğünü, birkaç kişiyi de yaraladığını öğreniyorsunuz. Sonra üniversiteye gidiyorsunuz. Vardığınızda, bazı camların patlamanın basınç dalgasıyla kırıldığını görüyorsunuz ama herkes yine de derslere giriyor, sınavlara katılıyor ve gününe devam ediyor. Çünkü etrafınızdaki hayat akmaya devam ediyor.”
“Bu kış, şanslıysak günde yalnızca 4 saat elektriğimiz vardı”
Vladyslava, kış aylarında savaşın etkisinin yalnızca alarmlarla değil, temel ihtiyaçların kesintiye uğramasıyla da hissedildiğini belirtti:
“Kış özellikle zordu. Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları elektrik kesintilerine yol açtı; insanlar elektriksiz, ısınmasız, bazen de susuz kaldı. Bu dönemlerde öğrenciler çoğu zaman el feneriyle ders çalışıyor, powerbanklerini dolu tutuyor ve programlarını elektrik kesintilerine göre ayarlıyor. Buna rağmen insanlar çalışmaya, okumaya ve birbirlerine destek olmaya devam ediyor. Bu kış, şanslıysak günde yalnızca 4 saat elektriğimiz vardı.”
“Kış özellikle zordu. Rusya’nın enerji altyapısına yönelik saldırıları elektrik kesintilerine yol açtı; insanlar elektriksiz, ısınmasız, bazen de susuz kaldı. Bu dönemlerde öğrenciler çoğu zaman el feneriyle ders çalışıyor, powerbanklerini dolu tutuyor ve programlarını elektrik kesintilerine göre ayarlıyor. Buna rağmen insanlar çalışmaya, okumaya ve birbirlerine destek olmaya devam ediyor. Bu kış, şanslıysak günde yalnızca 4 saat elektriğimiz vardı.”
Savaşın gündelik hayattaki en somut etkilerinden biri de elektrik kesintileri. Volodymyr, elektriğin kesilmesini yalnızca teknik bir aksaklık olarak değil, sıcak sudan internete, ısınmadan yemek hazırlamaya kadar bütün hayatı etkileyen bir sorun olarak anlatıyor:
“En büyük sorunlardan biri elektrik eksikliği. Bu her şeyi etkiliyor. Elektrik olmadığında sıcak su kesiliyor, arkadaşlarınızdan ve ailenizden haber almak için internet olmuyor, kışın ısınma olmuyor, yemek hazırlamanın bile yolu kalmıyor. Elektrik kesintilerinin çoğunun yaşandığı kış aylarını atlatmayı çok zorlaştırıyor.”
“En büyük sorunlardan biri elektrik eksikliği. Bu her şeyi etkiliyor. Elektrik olmadığında sıcak su kesiliyor, arkadaşlarınızdan ve ailenizden haber almak için internet olmuyor, kışın ısınma olmuyor, yemek hazırlamanın bile yolu kalmıyor. Elektrik kesintilerinin çoğunun yaşandığı kış aylarını atlatmayı çok zorlaştırıyor.”
Vladyslava, Kiev’de güvenlik duygusunu tek cümleyle anlatıyor.
“Her gece drone’lar ve füzelerle saldırıya uğrayan bir ülkede kendinizi güvende hissedemezsiniz.”
“Her gece drone’lar ve füzelerle saldırıya uğrayan bir ülkede kendinizi güvende hissedemezsiniz.”
Nadiia’nın savaşın kendi kuşağına öğrettiği en sert şey olarak anlattığı duygu da aynı noktada birleşiyor: Güvenli alan fikrinin kaybı.
“Hiçbir yer güvenli değil. Saldırılar konut binalarını, yeraltı sığınaklarını, okulları, hastaneleri ve benzeri yerleri hedef alıyor. Savaş bize şunu öğretti: Bir gece yıkılan yer sizin eviniz, sığınağınız ya da okulunuz olabilir. Ve bir sonraki saldırıdan sağ çıkıp çıkamayacağınızı bilmenin gerçekten hiçbir yolu yok.”
“Hiçbir yer güvenli değil. Saldırılar konut binalarını, yeraltı sığınaklarını, okulları, hastaneleri ve benzeri yerleri hedef alıyor. Savaş bize şunu öğretti: Bir gece yıkılan yer sizin eviniz, sığınağınız ya da okulunuz olabilir. Ve bir sonraki saldırıdan sağ çıkıp çıkamayacağınızı bilmenin gerçekten hiçbir yolu yok.”
Volodymyr için savaş, her gün metroya giderken gördüğü bir bina üzerinden gündelik hayatın içine yerleşmiş durumda:
“Kesinlikle hava saldırısı alarmı çaldığında hissediyorum. Evime sadece iki dakika uzaklıkta, Rus drone’u tarafından vurulmuş bir bina var. Metroya yetişmek için yürürken onu her gün görüyorum. Bu da size, bugün hayatta olduğunuz için ne kadar şanslı olduğunuzu sürekli hatırlatıyor.”
“Kesinlikle hava saldırısı alarmı çaldığında hissediyorum. Evime sadece iki dakika uzaklıkta, Rus drone’u tarafından vurulmuş bir bina var. Metroya yetişmek için yürürken onu her gün görüyorum. Bu da size, bugün hayatta olduğunuz için ne kadar şanslı olduğunuzu sürekli hatırlatıyor.”
Sosyal hayat: Kafeler açık ama sığınak bilgisi de planın parçası
Kiev’de sosyal hayat tamamen yok olmuş değil. Ancak Vladyslava’ya göre sosyal hayat artık savaşın koşullarına uyum sağlamış durumda:
“İnsanlar savaşa rağmen hayatlarını yaşamaya çalışıyor. Gençler hâlâ kafelere gidiyor, yeni restoranları deniyor, konserlere ve kültürel etkinliklere katılıyor, arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Sosyal hayat ortadan kaybolmuş değil; sadece uyum sağlamış durumda. Ancak planlar hava saldırısı alarmlarıyla kesintiye uğrayabiliyor ve insanlar güvenlik durumunun her zaman farkında. Artık birçok etkinlikte sığınak bilgileri ve acil durum planları yer alıyor. Arkadaşlarla vakit geçirmek ve sosyal etkinliklere katılmak özellikle önemli hâle geldi. Çünkü bu, insanların bir normallik duygusunu korumasına ve savaş döneminde yaşamanın yarattığı stresle başa çıkmasına yardımcı oluyor.”
“İnsanlar savaşa rağmen hayatlarını yaşamaya çalışıyor. Gençler hâlâ kafelere gidiyor, yeni restoranları deniyor, konserlere ve kültürel etkinliklere katılıyor, arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. Sosyal hayat ortadan kaybolmuş değil; sadece uyum sağlamış durumda. Ancak planlar hava saldırısı alarmlarıyla kesintiye uğrayabiliyor ve insanlar güvenlik durumunun her zaman farkında. Artık birçok etkinlikte sığınak bilgileri ve acil durum planları yer alıyor. Arkadaşlarla vakit geçirmek ve sosyal etkinliklere katılmak özellikle önemli hâle geldi. Çünkü bu, insanların bir normallik duygusunu korumasına ve savaş döneminde yaşamanın yarattığı stresle başa çıkmasına yardımcı oluyor.”
Volodymyr ise gençlerin buluşma biçiminin bile savaş koşullarına göre değiştiğini, konuşulan konuların giderek ağırlaştığını anlatıyor:
“Buluşma biçimimiz kesinlikle değişti. Metro saat 22.30’dan sonra çalışmıyor, bu yüzden saatin farkında olmak zorundayız. Konuştuğumuz konular da daha ağırlaştı. 16 yaşımızdan beri savaş, işgal ve orduya katılmak üzerine birçok konuşma yaptık.”
“Buluşma biçimimiz kesinlikle değişti. Metro saat 22.30’dan sonra çalışmıyor, bu yüzden saatin farkında olmak zorundayız. Konuştuğumuz konular da daha ağırlaştı. 16........
