Birli Neden As Olmuş – Nafiz Şahin Yazdı
Popülizmin kaynağından beslenen bazı dangalaklar İlber Ortaylı’nın ardından ‘’Elitist’’ demiş…
Elitist olmak suç gibi…
Ortaylı’nın yakın dostu Fatih Altaylı bu yaftaya haklı olarak kızmış…
Ortaylı’nın cehaletle savaştığını; onun elitizminin hem cahil, hem bilmiş olanlara yani hem kel, hem fodullara karşı olduğunu söylemiş…
Elitizmin sözlük anlamı popülizme karşıt olsa da o popülizm cehaletle kardeştir.
İktidarlar oy istemeye giderken popülist, yönetirken elitisttir.
Yönetirken de popülist olmaya, popülist görünmeye çalışırsanız kasaba kurnazlarının eline düşersiniz.
Kasaba kurnazlarıyla memleket yönetmeye kalkarsınız; adı üstünde ‘’kurnaz’’ lar yönetmeyi değil para cukkalama işini iyi becerirler.
Sonuçta sağlıktan eğitime kadar her alanda sırtınız minderden kalkmaz.
Elbette elitleri yönetme kapasiteniz yoksa kasaba kurnazlarına mahkum olursunuz.
Neyse elitizm- popülizm karşıtlığını tartışmayacağım.
Özellikle felsefi boyutu konuşmak benim haddimi aşar.
Zaten tarihte de çok tartışmışlar.
Hatta iskambil kartlarını bile bu işe alet etmişler.
Hiç merak ettiniz mi; iskambil kartlarında en büyük kağıt neden birli…
Neden iskambil kartları bir yerine ikiden başlıyor?
Kartlar ikiden başlar, on sayısına ulaştıktan sonra kraliçeler, krallar gelir.
Vale, dam ve rua en tepede…
Ama onların tepesinde birli…
Bu işte bir terslik yok mu?
İşte o terslik popülizm…
Fransız devrimine kadar kartlar kaidesinde gidiyormuş…
Birden başlıyor, ruayla bitiyormuş.
Malum Fransız devrimi, bir halk devrimiydi.
Devrim başarılı olunca en dipte olan halk en tepeye çıkmış oldu.
Yani en dipteki birli, en tepeye çıktı.
Üstelik ‘’As’’ adını aldı.
‘’As halkı simgeler, en büyük halktır.’’
Ancak buna rağmen orduyu, gücü temsil eden maça en büyük, asil sınıfı ve kiliseyi temsil eden kupa ikinci büyük olarak kalmıştır.
Emekçiyi, işçiyi, köylüyü temsil eden garibim sinek tepede bile en küçük…
Görüleceği gibi kumara alet kartlar, siyasete de alet edilmiş.
Sanki seçilene kadar popülist, seçildikten sonra elitist olmayı simgeler gibi…
İktidarlar, iktidarlarını sürdürebilmek için her türlü şeyi kullanırlar.
Özellikle de yalana sarılırlar.
Hele başarısız olanlar.
Yönetmede başarısız olanlar, yalanda başarılıdır.
İşte bu anlamda; yalan üretim merkezi olarak görev yapanların her yalanından sonra bazı arkadaşlarım ‘’Yok artık’’ diyorlar.
‘’Buna da inanılacak değil ya…’’ türünden hayret cümleleri kuruyorlar.
İşte tam burada gelelim baştaki konuya…
Onların hedef kitlesi buna inanacak olanlar…
Onların hedef kitlesi cehalet…
Bir zamanlar, bir AKP bakanı ‘’Eğitim seviyesi arttıkça AKP’nin hitap ettiği alanın daha da daraldığını görüyoruz’’ diyerek olabileceğin en zararsız şekliyle bunu itiraf etmişti.
Bu durumda cehalete sırtını dayayanlar, cehaletin bitmesini ister mi?
Müşteri veli nimetleri…
İşte bu cehalete savaş açanları elitistlikle suçlamak, iktidar kayığında kürek çekmekten öte anlam taşımaz.
Cehaletin sinir uçlarına dokunan, yaşamını başta tarih olmak üzere her konuda araştırmaya adayan, hatta o nedenle sağlığını bile ihmal eden İlber Ortaylı’ya tabii ki ‘’elitist’’ der.
Evet, Ortaylı’nın üslubu itici gelebilir ama aslolan içeriktir.
Üslup, içeriğin kenar süsüdür.
Bazıları resmine güvenir, çerçeveye önem vermez.
Bayram ikramiyesi 4.000 TL’de kaldı.
Öncelikle kısa vadede bir seçim görünmüyor.
Ufukta erken seçim görünse bu miktar en az ikiye katlardı.
Hele seçime çeyrek kala, gelecek yılki bayramları bekleyin göreceksiniz.
Bayram ikramiyesinin diğer anlattığı da ‘’Dibe vurduk.’’
Beşli çeteler, devlet kesesinden semiren tosuncuklar aldı.
Sizin vergilerinizle oluşan havuzda, size 4.000 TL kaldı.
