Tam Bağımsızlığın İktisadı – Prof.Dr.Duran Bülbül & Melih Demirel
Dünya, yalnızca ekonomik dengelerin değil; güç merkezlerinin, ticaret yollarının, enerji hatlarının ve jeopolitik önceliklerin yeniden şekillendiği tarihî bir dönüşüm sürecinden geçmektedir. Bu yeni dönemde devletlerin kaderini belirleyecek temel unsur, sahip oldukları doğal kaynaklardan çok, bunları hangi akıl ve hangi stratejiyle yönettikleridir. Türkiye de bu büyük dönüşümün dışında kalamaz. Bilakis, bu sürecin yön veren aktörlerinden biri olmak zorundadır.
Tam bağımsızlık, yalnızca sınırların korunması ya da askerî caydırıcılıkla sınırlı bir kavram değildir. Gerçek bağımsızlık; ekonomik kararlarını kendi verebilen, üretim kapasitesini kendi imkânlarıyla geliştirebilen, teknoloji üreten, finansal bağımsızlığını sağlayan ve millî çıkarlarını küresel baskılardan bağımsız şekilde savunabilen devletlerin ulaşabileceği bir seviyedir. Siyasi bağımsızlığın teminatı ise güçlü bir millî iktisattır.
Bugün kalkınma; yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemez. Asıl mesele, katma değer üreten sanayiye sahip olmak, tarımda kendine yeterliliği sağlamak, bilim ve teknolojiyi millî kalkınmanın merkezine yerleştirmek ve stratejik sektörlerde dışa bağımlılığı en aza indirmektir. Üretmeyen, tasarlamayan ve teknolojiyi yalnızca tüketen toplumların küresel rekabette söz sahibi olması mümkün değildir.
Milli kalkınmacı iktisat anlayışı; piyasa ile devleti karşı karşıya getiren değil, birbirini tamamlayan bir perspektifi esas alır. Devlet, uzun vadeli stratejik alanlarda yön gösterici olurken özel sektör üretim gücüyle bu vizyonu desteklemelidir. Güçlü devlet ile güçlü üretim........
