menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pandora’nın Kutusu -Prof.Dr. Duran Bülbül ve Melih Demirel Yazdı

22 0
17.04.2026

“Pandora’nın Kutusu, Yunan mitolojisinde Zeus’un, ateşi çalan Prometheus’tan intikam almak için insanlığa gönderdiği ilk kadın Pandora’ya verdiği ve asla açılmaması gereken, içinde kötülüklerin bulunduğu kavanozdur (kutu olarak yayılmıştır). Merakına yenilen Pandora’nın kutuyu açmasıyla dünyaya hastalık, acı ve keder yayılmış; kutuda sadece “umut” kalmıştır.”

“Pandora’nın Kutusu, Yunan mitolojisinde Zeus’un, ateşi çalan Prometheus’tan intikam almak için insanlığa gönderdiği ilk kadın Pandora’ya verdiği ve asla açılmaması gereken, içinde kötülüklerin bulunduğu kavanozdur (kutu olarak yayılmıştır). Merakına yenilen Pandora’nın kutuyu açmasıyla dünyaya hastalık, acı ve keder yayılmış; kutuda sadece “umut” kalmıştır.”

Prof. Dr. Duran Bülbül:

Pandora’nın Kutusu, yalnızca mitolojik bir anlatı değil; insanlık tarihinin tekrar eden kırılma anlarının da sembolüdür. Bugün küresel sistemin içine sürüklendiği ekonomik darboğaz, bölgesel savaşlar, artan gelir adaletsizliği ve siyasal kutuplaşmalar, adeta o kutunun bir kez daha açıldığını göstermektedir. Ancak unutulmamalıdır ki, tüm kötülüklerin ardından içeride kalan tek şey umuttur ve bu umut, toplumların yeniden ayağa kalkabilme iradesinin en güçlü dayanağıdır.

Dünya ekonomisi uzun süredir sürdürülebilirlik krizinin içerisindedir. Neo-liberal politikaların oluşturduğu yapısal kırılganlıklar, özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha derin hissedilmektedir. Türkiye de bu küresel dalgadan bağımsız değildir. Enflasyonist baskılar, gelir dağılımındaki bozulma ve üretim-tüketim dengesizliği, Pandora’nın kutusundan yayılan sorunlar gibi toplumun her kesimine sirayet etmektedir. Bu durum, yalnızca ekonomik göstergelerle sınırlı kalmamakta; sosyal huzuru ve toplumsal refahı da doğrudan etkilemektedir. Özellikle orta sınıfın daralması ve alım gücündeki erime, uzun vadede daha derin kırılmaların habercisi niteliğindedir.

Ancak mesele yalnızca ekonomik değildir; siyasal istikrar ve kurumsal güven de bu sürecin belirleyici unsurlarıdır. Hukukun üstünlüğü, şeffaf yönetim anlayışı ve liyakat temelli sistemler, bu tür krizlerin aşılmasında hayati........

© Medya Siyaset