Gri Koridorların Aydınlığı : Dursun Akçam ve Demirlibahçe Yılları
Çocukluğumun ve ilk gençliğimin en saf duraklarından biriydi Kızılcahamam. İlkokulu Kızılcahamam Orhangazi İlkokulu’nda tamamlayıp ortaokul eğitimi için Ankara’ya geldiğimde, beni nelerin beklediğinden habersizdim. Büyük şehrin yabancılığı ve temposu içinde yolumu bulmaya çalışırken kendimi Demirlibahçe Ortaokulu’nun sıralarında buldum. İlkokul yıllarımda içimde filizlenen okuma sevdası, bu okulun duvarları arasında kurak bir toprağa düşüp kaybolmak yerine, aksine derin kökler salarak köklü bir tutkuya dönüştü. İçimdeki o kıvılcımı devasa bir aydınlığa dönüştüren kişi ise Türkçe öğretmenimiz Dursun Akçam’dı. İlkokulda da sevgili öğretmenimiz Behzat Ay, okuma sevdasının ilk ateşini yakmıştı.
Demirlibahçe Ortaokulu’nun o gri, soğuk koridorlarında ders zili çaldığında kapıdan içeri giren sıradan bir öğretmen değildi o. Elinde tebeşir tozuyla sadece müfredatın dayattığı kuralları anlatan, tahtayı doldurup silen bir görevli hiç değildi. Dursun Akçam; kelimelerin, hikâyelerin, masalların ve en önemlisi “insan olmanın haysiyetinin” ne demek olduğunu ruhumuza usulca üfleyen dönüştürücü bir rüzgârdı.
O yıllarda çoğumuz için kitaplar; sınav koşturmacası içinde ezberlenmesi gereken kuru metinlerden, zorunlu ödevlerden ibaretti. Dursun öğretmenim bu sığ algıyı daha ilk derste........
