menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tartışma kültürü neden çöktü?..

33 0
31.05.2026

İnsanlar hiç bu kadar çok konuşmamıştı. Günün her saati bir ekranın içinden fikirler akıyor, milyonlarca insan aynı anda aynı konu hakkında görüş bildiriyor, itiraz ediyor, tepki veriyor.

Sosyal medya platformları, televizyon kanalları, haber siteleri ve mesajlaşma grupları sürekli bir tartışma hali üretiyor. İlk bakışta bakıldığında, insanlık tarihinin en canlı fikir alışverişi dönemlerinden birinde yaşıyormuşuz gibi görünüyor. Fakat biraz dikkatli bakınca garip bir çelişki ortaya çıkıyor. Konuşma artıyor, ses çoğalıyor, tartışma büyüyor; buna rağmen insanların birbirini anlama kapasitesi sanki aynı ölçüde büyümüyor. Belki de tam tersine küçülüyor.

Bir zamanlar tartışmanın amacı gerçeğe yaklaşmaktı. İnsanlar aynı fikirde olmak zorunda değildi; zaten tartışma farklılıkların varlığında anlam kazanıyordu. Üniversitelerde, sendikalarda, siyasi partilerde, derneklerde, kahvehanelerde ya da uzun akşam sofralarında insanlar birbirlerine itiraz ederdi. Sert tartışmalar yaşanırdı. Sesler yükselirdi. Fakat bütün bunların içinde örtük bir kabul vardı: Karşımdaki kişi yanlış olabilir ama tamamen anlamsız değildir. Onu dinlemek zaman kaybı sayılmazdı.

Bugün bu kabulün yavaş yavaş ortadan kalktığı hissediliyor. Tartışmanın merkezinde artık fikirler değil, kimlikler duruyor. İnsanlar çoğu zaman bir düşünceyi savunmuyor; ait oldukları grubun sınırlarını koruyor. Bu nedenle tartışma başladığı anda sonuç da büyük ölçüde belli oluyor. Çünkü amaç anlamak değil, tarafını terk etmemek haline geliyor.

Belki burada küçük bir durup düşünmek gerekiyor. Çünkü sorun yalnızca sosyal medya değil. Sosyal medya çoğu zaman sebep olarak gösteriliyor ama aslında daha derinde duran bir dönüşümün aynası gibi davranıyor. Modern hayatın giderek hızlanması, siyasetin giderek kutuplaşması, medyanın dikkat ekonomisine teslim olması ve eğitimin sorgulamadan çok performansı ödüllendirmesi, uzun zamandır aynı yöne doğru akıyor. Sosyal medya yalnızca bu süreci görünür hale getirdi.

Bugünün dünyasında hız, neredeyse başlı başına bir değer haline gelmiş durumda. Hızlı düşünmek, hızlı cevap vermek, hızlı tepki göstermek… Oysa anlamak yavaş bir süreçtir. Bir fikri gerçekten anlamak için bazen ona katılmamak gerekir, bazen rahatsız olmak gerekir, bazen de kendi........

© Medya Günlüğü