menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sürekli güvenlik hâli

5 0
10.02.2026

Modern siyaset uzun süredir çözüm üretme iddiasıyla değil, riskleri yönetme vaadiyle ilerliyor; bu dönüşümün merkezinde ise “güvenlik” kavramı yer alıyor ağırlıklı olarak.

Güvenlik artık belirli bir tehdide karşı geliştirilen geçici bir refleks olmaktan da çıkmış durumda; aksine, siyasetin kendisini meşrulaştırdığı kalıcı bir zemin haline gelmiş durumda. Devletler neyi inşa edeceklerini anlatmaktan çok, neyin yıkılmasını engellediklerini vurguluyor; bu da siyasal tahayyülün geleceğe değil, sürekli ertelenen bir felaket senaryosuna bağlanmasına yol açıyor.

Bu noktada güvenlik ile siyaset arasındaki ilişkinin doğası değişmiş görünüyor. Güvenlik, artık siyasetin araçlarından biri değil; siyasetin kendisi. Krizler çözülmesi gereken istisnai durumlar olarak değil, yönetilmesi gereken süreklilikler olarak ele alınıyor. Terör, göç, savaş, ekonomik dalgalanma ya da toplumsal huzursuzluk gibi başlıklar, geçici alarm durumları olmaktan çıkıp kalıcı yönetim gerekçelerine dönüşüyor. Böyle bir çerçevede siyasal iktidar, başarısını krizleri ortadan kaldırarak değil, onları “kontrol altında tuttuğunu” iddia ederek ölçüyor.

Bu dönüşümün en çarpıcı sonucu, olağanüstü hâlin normalleşmesi. Olağanüstü hâl artık belirli bir anın hukuki istisnası değil; gündelik yönetim pratiğinin görünmez zemini. Hukuk askıya alınmıyor, fakat sürekli esnetiliyor. Demokrasi ortadan kaldırılmıyor, ancak daraltılarak yeniden tanımlanıyor. Haklar iptal edilmiyor, ama güvenlik gerekçesiyle ertelenebilir hale geliyor. Bu durum, istisnanın kural haline geldiği bir siyasal iklim........

© Medya Günlüğü