İran eşiğinde aynı cephe farklı takvim
Bugün İran-İsrail hattında yaşanan sıcak tırmanma, sahne ışıklarını yeniden “müttefiklik” kelimesine çeviriyor; Washington ile Tel Aviv aynı hedefe bakıyorsa, aynı stratejiyle yürüdükleri varsayılıyor.
Oysa sahadaki eş zamanlılık, niyetlerin de eş olduğu anlamına gelmiyor. Son saldırı dalgası, ABD ve İsrail’in aynı cephede durabildiğini gösteriyor; aynı zamanda iki başkentin çatışmayı hangi ritimde, hangi eşikle, hangi maliyetle taşımak istediğini ayıran bir “takvim farkını” da açığa çıkarıyor. ABD–İsrail ilişkisi, bazı anlarda ittifaktan çok bir “senaryo ortaklığı” gibi çalışıyor: ortak bir sahne, ortak bir düşman tanımı, benzer güvenlik dili; fakat perde arkasında farklı süreler, farklı çıkış kapıları, farklı iç siyaset kısıtları.
Bugünkü tabloyu anlamak için “kim kimi kontrol ediyor” türü düz bir hiyerarşi sorusundan kaçınmak gerekiyor. Daha açıklayıcı olan soru şudur: Aynı eylem hattı nasıl olup da iki ayrı siyasal ekonomi tarafından taşınabiliyor? ABD’nin küresel risk yönetimi mantığı, İsrail’in bölgesel güvenlik mantığıyla bir süre üst üste binebilir; bir noktadan sonra çatışmanın dozu, hedef listesi, diplomatik kapanış biçimi ve “zafer” tanımı ayrışmaya başlar. Bu ayrışma yeni değil; yalnızca bugün, görünür maliyetler büyüdükçe daha net hale geliyor. PBS’nin canlı akışında aktarılan çerçeve, ABD ve İsrail’in İran’a “büyük bir saldırı” başlattığını ve Trump’ın İran kamuoyuna çağrıda bulunduğunu yazıyor; bu tür siyasal çağrılar, askeri hamle kadar “anlatı yönetimi” ihtiyacını da ele veriyor.
Ortak senaryo: Caydırıcılık gösterisi, maliyetlerin dağıtımı
Sahnenin birinci katmanı, caydırıcılık gösterisi. İsrail açısından İran kapasitesini geriletmek, vekil ağlarını zayıflatmak, kendi kamuoyuna “inisiyatif bizde” mesajı vermek anlamına geliyor. ABD açısından aynı hamle, iki farklı işlev görüyor: müttefike güvence ve rakibe sınır çizgisi. Burada kritik olan, caydırıcılığın “sonuç” değil “süreç” olması; askeri operasyonun kendisi kadar, operasyonun ne kadar süreceği ve nerede biteceği belirleyici hale geliyor.
İkinci katman, maliyetlerin dağıtımı. Al Jazeera’nin aktardığı üzere İran’ın misilleme hattı, yalnız İsrail’i değil, bölgede ABD varlığıyla bağlantılı hedefleri ve ABD varlığına ev sahipliği yapan Körfez ülkelerini de içine alabilecek bir tırmanma dili kuruyor; bu dil, “saldırının bedelini coğrafyaya yayma” mantığına yaslanıyor. Bu noktada senaryo ortaklığı devreye giriyor: İsrail çatışmayı kendi güvenlik alanında sınırlamak isterken, İran........
