menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kıssadan hisseler…

16 0
28.08.2026

Bugün sizlere herkesin bildiği iki küçük hikâye anlatmak istiyorum. Güncele dair olduğunu düşündüğüm bu hikayelerden isteyen istediğini anlasın, istediği hisseyi kapsın.

İlk hikâyemize hemen başlayalım…

Efendim, geçmiş zamanın birinde, bir oduncu ormanda odun keserken çalı arasında yılana rastlamış.

Elindeki baltayla yılanın kafasını koparmak üzereyken bir an göz göze gelmişler. Yılan yalvaran gözlerle oduncuya bakarken oduncu da  yılanın kafasını koparmaya kıyamamış.

Yılan da duygulanmış ve dile gelmiş: “Ey insanoğlu, sen benim hayatımı bağışladın ben de sana bunun karşılığında bir iyilik edeceğim” demiş.

Bir kör kuyuya dalmış ve kaybolmuş. Biraz sonra ağzında bir altın ile dönmüş ve “Bundan böyle ömür boyu sana her gün bir altın vereceğim” demiş.

Oduncu altını bozdurmuş ve evinde o gün bolluk, bereket, şenlik olmuş. Ailesi dahil hiç kimseye olanı biteni anlatmamış. Herkes sadece oduncunun çok çalıştığı için durumunun düzeldiğini zannetmiş. Oduncu yıllar boyu her gün o kör kuyunun başına gitmiş, yılan ile buluşmuş ve altını almış.

Bir gün oduncu ağır hastalanmış. Kuyunun başına gidemez olmuş. Birkaç gün geçince bolluğa alışmış evinde darlık başlamış. Oduncu oğlunu yanına çağırmış ve........

© Medya Günlüğü