menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hastalık mı bağımlılık mı?

32 0
12.08.2026

2026-2027 futbol sezonu 14 Ağustos Cuma akşamı Galatasaray-Çorum FK maçı ile başlıyor.

Her sezon başlangıcında olduğu gibi tüm taraftarlarda ayrı bir heyecan, ayrı bir umut var. Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftarları yeni transferleri ve takımlarını izleme isteği ile sezonu beklerken Galatasaray taraftarları ise bir hayli kızgın ve biraz da umutsuz. Bunun nedeni ise henüz yapılmayan transferler ve yönetimin pasifliği. Son 4 yılın şampiyonu olsanız da günümüz futbolunda artık her şey anlık yaşanıyor.

Taraftarlık kimine göre vazgeçilmez bir tutku, kimine göre büyük bir heyecan, aşk, kimine göre tedavisi olmayan bir hastalık. Nasıl kabul ederseniz edin yüzyılın sporu olan futbolun da olmazsa olmazı. Futbolcular için de dolu tribünler önünde oynamak, onların desteğini almak ayrı bir motivasyon kaynağı ve itici bir güç. Tabii işler yolunda gittiği sürece, yoksa tersi durumda büyük bir işkence.

Taraftarlık deyince ilk olarak akıllara “bir takımı tutma, tuttuğu takımı destekleme“ düşüncesi gelse de bizde çoğunlukla sadece başarıya ortak olma duygusu ve isteğini içeren bir anlayış daha ön plandadır. Ne yazık ki bu ülkede başarı olunca herkes sahiplenir ve destek verir, başarısızlık olunca herkes suçlanır ve yalnız kalırsınız. 

Yani o tezahüratlarda söylendiği gibi “iyi günde, kötü günde“ sözlerinin sadece ilk bölümü daha çok geçerlidir. Bu nedenle de “başarı için her yol mübah” anlayışını tercih eden yöneticiler de vardır. Ama bu yazının konusu o yöneticiler değil, ülkemizdeki taraftarlık duygusu.

Futbolun sevildiği diğer bazı ülkelerde ise taraftarlık; sadece şampiyonluklara endeksli olmayıp, tuttuğu takım küme düşerken bile gözyaşları ve alkışlarla uğurlayabilmek olgunluğu olarak algılanabilir.

Tabii bu arada sempatizanlık-fanatizm ve holiganizm olguları ile taraftarlık kavramlarının iç içe geçtiğini de unutmayalım. Elbette amaç burada kimsenin taraftarlık düzeyini, takım sevgisini ölçmek filan değil. Başka bir deyimle herkesin taraftarlık anlayışı kendine diyelim.

Taraftarlık boyutunuz ve ölçünüz nasıl olursa olsun bir gerçek var ki, eğer bir takıma gönül vermiş ve o takımın maçlarını düzenli olarak izliyor, takımınız kaybettiği........

© Medya Günlüğü