menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dışa gösterilen içte saklanan

35 0
13.01.2026

Günümüzde zihinler sahte düşüncelerle şekilleniyor, vicdanlar sahte duygularla köreliyor ve ilişkiler sahte davranışlarla ayakta duruyor.

İnsanları yalnızca göründükleri gibi değerlendirmek artık yeterli değil. Bazıları rakı içenlerden, bazıları ayran içenlerden korkmamız gerektiğini söylüyor; ama asıl dikkat edilmesi gereken sessiz ve gözden kaçanlardır. Masaya vurandan değil, masayı satın alandan korkmalı insan. Çünkü gerçek güç, gösterişte değil, stratejide gizlidir.

Bugünün çağında bağıranlardan değil, susanlardan sakınmak gerekir. En çok gülümseyen değil, gözünü kaçıran düşündürür; gürültü yapan değil, sessizce hazırlanan tehlikelidir. İnsan sözle değil, eylemle güçlüdür; sessiz görünenin içinde fırtınalar saklıdır.

Hayat, ses ve gösterişin ötesinde bir mücadeledir. Kahkaha atan değil, sessizce gülümseyen tehlikelidir. Çünkü gerçek etki, sessizliği ve stratejiyi bilenin elindedir. Bu yüzden görünmeyen güçleri fark etmek, çağımızın en büyük uyanıklığıdır.

Bu bir suçlama değil, bir tespittir. İnsan, kendi eksikliğinin farkında olan tek varlıktır. Kendini yetersiz hissetmek, başarıyı şansa bağlamak ya da olduğu gibi görülme korkusu, ahlaki bir zayıflık değil; bilincin doğal sonucudur. Bu güvensizlik insanı maske takmaya iter. Maske takan bireyler ise ancak birbirlerinin maskelerine katlanabilir.

Günümüzde sahtekârlık artık bireysel bir kusur değil, kolektif bir yaşam biçimidir. Doğru ve yalan, karşıt değil, yan yana yürüyen kavramlar hâline gelmiştir. Hakikat, çıplaklığıyla değil, işlevselliğiyle değer kazanır. Böyle bir dünyada samimiyet istisna, rol yapmak kural olur. Bu nedenle kimse kimseyi yargılayamaz; herkes aynı oyunun parçasıdır.

İnsana sürekli daha fazlası olması öğütlenir: daha başarılı, daha güçlü, daha yetkin. Oysa........

© Medya Günlüğü