“Kendim ettim kendim buldum”
İnsanlık tarihi boyunca çağlar değişti. Taş baltaların yerini akıllı telefonlar, mağaraların yerini gökdelenler aldı.
İnsan, toprağın üzerinde yürüyen bir canlı olmaktan çıkıp gökyüzüne ulaşan bir uygarlık kurdu. Ancak bütün bu değişimlerin içinde hiç değişmeyen bir arayış vardı: Anlamı bulmak, hakikate ulaşmak ve insanın kendisini tanıma isteği.
Bugün ise insanlık tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar bilgiye yakın, fakat belki de kendisine en uzak hâlinde yaşıyor.
İşte tam da böyle bir çağda, dünyanın farklı ülkelerinden diplomatlar, bilim insanları ve siyasetçiler Kopenhag’da bir araya geldi. Görünürde konuşulan mesele iklim kriziydi; karbon emisyonları, enerji politikaları, yeşil dönüşüm ve uluslararası anlaşmalar… Fakat gerçekte masadaki konu bundan çok daha derindi: İnsanlığın doğayla kurduğu ilişkinin çöküşü ve modern insanın kendi yarattığı dünyanın içinde kayboluşu.
20-21 Mayıs tarihlerinde düzenlenen Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı, yalnızca COP31 öncesi diplomatik bir hazırlık değildi. Bu toplantı, Antroposen Çağı’nın ortasında insanlığın kendi vicdanıyla yaptığı büyük bir yüzleşmeydi.
Çünkü içinde yaşadığımız çağ artık yalnızca teknoloji çağı değil; insanın doğa üzerindeki etkisinin gezegenin kaderini değiştirecek boyuta ulaştığı bir dönemdir. Bilim insanları bu dönemi “Antroposen” olarak adlandırıyor. İnsan artık sadece doğada yaşayan bir varlık değil; iklimi değiştiren, okyanusları kirleten, ormanları yok eden ve gezegenin geleceğini belirleyen bir güç hâline geldi.
Fakat insanın en büyük trajedisi de burada başladı.
Rönesans’la birlikte insan korku ve dogmaların içinden çıkarak düşüncenin merkezine yerleşti. Başlangıçta bu büyük dönüşüm aklın özgürleşmesiydi. İnsan sorguluyor, öğreniyor ve evreni anlamaya çalışıyordu. Ancak zamanla bu arayış üstünlük duygusuna dönüştü. İnsan doğayı anlamak yerine ona hükmetmek istedi. Kendini evrenin sahibi sandı.
En büyük yanılgı da burada doğdu: Gücü bilgelikle karıştırdı.
Dağları deldi, nehirlerin yönünü değiştirdi, ormanları yok etti ve bütün bunları “ilerleme” adı altında meşrulaştırdı. Oysa doğa fethedilecek bir düşman değil, insanın varlığını mümkün kılan kadim bir dengedir.
Kopenhag’daki toplantının asıl anlamı da tam burada saklıydı. Avrupa Birliği artık yalnızca........
