Şarap kimin içindir?
Bu sene hem Eski Dünya’nın gururlarından Bordeaux ve Rioja bağlarını, hem de Yeni Dünya’nın dinamik bölgelerinden Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gezme fırsatı buldum ve bu vesile ile her iki dünyanın şaraplarını deneyimleme fırsatına sahip oldum.
Şarabın aslında sadece bir içki değil; tarihin, toprağın ve insanların nasıl farklı yollar çizdiğinin de güzel bir aynası olduğunu düşünüyorum. Geçen yazımda da değindiğim gibi, dünyanın her yerinde tarih aynı hızda ve aynı şekilde akmadı. Bazı bölgeler daha karmaşık yapılar oluşturmuşken bazıları ise sorunları daha basit yöntemlerle çözdü. Bazıları derin geleneklere sımsıkı sarılırken, diğerleri daha özgür ve yenilikçi bir yol tuttu. Bu yazımda da özel bir ürünü bu bakış açısından değerlendirmek istiyorum. Şarabın, bu tarihsel akış içinde nasıl farklı roller üstlendiğini, Eski ve Yeni Dünya arasındaki o renkli farkları kendi bakış açımdan yorumlamak istiyorum.
Bir zamanlar Avrupa bağları gerçekten zor günler yaşadı. 19. yüzyılın ikinci yarısında filoksera (asma biti) denen küçük bir böcek, Amerika’dan gelip önce Fransa’yı, ardından da neredeyse bütün Avrupa’yı kasıp kavurdu. Avrupa bağlarının nerdeyse 3’te 2‘lik bir bölümü yok oldu. Eski Dünya şarapçılığının temeli sarsıldı. Binlerce üretici battı, ekonomi çöktü. Çözümü ise sorunun kaynağından yani Yeni Dünya’dan geldi. Avrupa asmaları filokseraya dayanıklı Amerikan köklerine aşılandı ve sektör kurtuldu. Ama bu kurtuluş aynı zamanda bir dönüm noktasıydı. Çünkü bu böcek Eski Dünya’nın “terroir” odaklı, yani toprağa, iklime, geleneğe sıkı sıkıya bağlı şarap anlayışına ilk kez dışarıdan bir müdahaleydi.
Eski Dünya’da şarap, öncelikle bir miras gibi görülür yani toprağın, iklimin, tarihin bir parçasıdır. Fransa’da AOC kuralları, İtalya’da DOCG’ler, Almanya’da yamaçların özel taşlı toprakları vs. Hepsi bulundukları topraklara aidiyet duygusunu taşır. Şarap biraz daha ciddi, biraz daha derinlemesine anlaşılması gereken bir şeydir. Tadarken saygı duyarsınız, hikâyesini bilirsiniz. Belirli bir bölgenin şarabı yıllar sonra da........
