menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Lenin’e benzemek…

29 5
21.02.2026

Amerika’ya taşındığımdan beri takıntı halinde birilerini tanıdığım birilerine benzetiyorum.

Önceleri hasrettendir deyip geçtim ama üzerinde düşününce alakası bile olmadığını fark ettim. Çünkü çok eskiden beri birilerini birilerine benzettiğimi ve bunun nedenlerine kafa yorduğumu hatırladım. Örneğin Demirel’i İspanya’daki bir muhalif milletvekiline çok benzetirdim. Adını bile bilmediğim bu politikacı sanki bizimkinin kopyasıydı. Her gördüğümde yeniden şaşırarak “Aaa Demirel’in gençliği İspanya’da yaşıyor” derdim…

Amerika ise gerçek anlamıyla insan koleksiyonu. Her kıtadan, her memleketten, her ırktan insan yaşıyor burada. Ben de çok gezen biri olduğumdan pek çok insanla karşılaşıyorum. Bu kadar çok çeşit görünce benzetme ihtimali de artıyor tabii. Bir gün birini bir arkadaşıma başka gün bir başkasını bir akrabama tıpa tıp benzetiyorum. Sokakta gördüğüm birini bizim ünlü sanatçılardan birine, mağazada gördüğüm bir başkasını bir politikacımıza benzettikçe “İnsanlar çift yaratılmıştır” özdeyişimizi hatırlıyorum. 

Bazen biyolojik düşünüp “Yahu sen DNA denilen şeyi biliyorsun. Bizim dış görünüşümüz de altı üstü bir DNA çeşitlemesi. Elbette 8 milyar tekrarın içinde benzeşikler de olacak” diye kendi sorgulamamı bastırıyorum. Ancak bu yargıma da çok itirazım var. Çünkü neresinden bakarsan bak, soy çekimi diye bir şey var. İnsan ilk kuşakta değilse de birkaç kuşak sonra soyunun izlerini dışa vuruyor. Mesela, ülkemizin mozaiğinde usturupluca karışmışsa da batıdan gelen Boşnak biri ile doğudan gelen Özbek biri eninde sonunda kendi fizyonomisini dışa vuruyor. Soyun ne kadar karışırsa karışsın, sende olmasa da çocuğunda, olmadı torununda tipik görüntü geri geliyor. Bilimsel dille söylersem herkesin fenotipi aslında genotipinin dışa vurumu. 

Rusların Bilal Erdoğan’ı Lenin’e benzettiklerini Medya Günlüğü’nde okuyunca yıllardır kafama takılan bu konu yeniden güncellendi. Fotoğraflara o gözle bakınca ben de benzettim doğrusu. Bu amaçla bakarken de sakallarının kızıllığını fark ettim. Şimdiye kadar Bilal Erdoğan’ın kızıl olduğunu fark etmeyişime de epeyce şaştım. (Sakın Lenin benzetmesi yüzünden kızıl lafıyla başka bir şey kastettiğimi sanmayın. Olacak iş değil çünkü) Sonra daha dikkatli bakınca onun da kelleşmeye başlayan pek çok erkek gibi sakal bıraktığını ve sadece sakallarının kızıl olduğunu fark ettim. Ben Türkiye’deyken yani saçları varken gördüğümden bu yana görüntüsünün bayağı farklılaştığını yani kızıllığını fark etmeyişimde dikkatsizliğimin suçu olmadığını anladım. Bunu anlayınca, saçı kızıl olmadığı halde sakalı kızıl olanlar konusunu düşünmeye başladım. Boş boş düşünmekle olmayınca yapay zekâya sordum. Şunları söyledi: 

“Kızıl veya turuncu saç rengi, dünya insan nüfusunun yaklaşık olarak sadece yüzde bir ikisinde bulunan, oldukça nadir bir doğal saç rengidir. Bu saç rengine sahip kişiler (kızıllar), genellikle “pheomelanin” pigmentine sahiptir ve MC1R genindeki mutasyonlar nedeniyle bu nadir fenotip ortaya çıkar… Saçları kızıl olmayan bazı erkeklerin sakalların kızıl/kırmızı çıkması, MC1R geninin tek bir mutasyonu sonucu veya vücudun farklı bölgelerindeki genetik ekspresyon farklılıklarından kaynaklanır.”

Kızıl olmak, beyaz ya da siyah olmanın çeşitlemesi dışında çok özel bir kategori. Yapay zekânın da vurguladığı gibi çok nadir bir durum. Üstelik kızılların sadece dış görüntülerindeki renk değil farklılıkları, pek çok açıdan da bizlerden farklılar ki bu konuda daha önce de bir yazı yazmıştım belki hatırlarsınız. Benim ailemde de birkaç kızıl olduğu için bunun nedenlerine takılmış durumdayım. Bu konuda üretebildiğim tek teori Viking yayılmacılığının İskoçya’yla sınırlı kalmadığı, Rusya üzerinden Kafkaslara kadar uzandığı şeklinde. Teori işte…

Öte yandan, Bilal Erdoğan ile Vladimir Lenin arasındaki tek benzerlik sakallarının rengi değil. Yüz hatları gerçekten benziyor, özellikle de yandan bakışta. (Bu arada Lenin’deki sert ifade Bilal Erdoğan’da yok. O yüzden bizimki onlarınkinden çok daha sevimli göründü gözüme. Olgunlaşmak ve saç kaybı bayağı yaramış oğlumuza) 

Resimlerine bakarken Erdoğanların soyunda Gürcülük olduğundan acaba Lenin’de de Gürcülük mü var, yoksa bu ikisi akraba mı?” diye düşünmeye başladım. Amerika’da yabancı birini görüp kendi tanıdığım birine benzettiğimde “İkisinin genlerini inceleyerek akraba olduklarını kanıtlamak istiyorum” diye düşündüğüm gibi düşündüm yani. Evet evet, ben bu ikisinin de genlerini incelemek ve akraba olduklarını göstermek istiyorum. Bence bu benzerlik sadece genetik rastlantısallık değil, bunların ataları ortak diye düşünüyorum ama ne fayda. Böyle bir inceleme yapmak (en azından şimdilik) biri ölmüş olduğu için teknik olarak pek mümkün değil, benimse haddime değil, hem de hiç değil. 

Ancak Lenin Gürcü mü diye bakarken öğrendiğim başka bir şey var. Stalin Gürcü olduğundan onu selefi seçen Lenin de Gürcü olabilir diye yaygın bir kanı varsa da bu doğru değilmiş. Ancak Lenin’in babaannesi Kamuk’muş.

Kamuk lafını duymuştum ama kim olduklarını pek bilmiyordum. Moğolların Batı grubundan bir halkmış. Dağıstan, Çeçenya ve Kuzey Osetya gibi Kuzey Kafkas bölgelerinde yaşarlarmış. Hazar denizin batısında konuşlanmış, komşularının tersine ağırlıklı olarak Budist olan bir halkmış Kalmuklar. 

Moğol boyu da olsalar, başkalarının dediği gibi Hun boyu da olsalar Müslüman da olmasalar sonuçta genel kabul Türk oldukları. Kıpçak oldukları da söyleniyor ama bu ihtimal daha zayıf. Türk sayanlar zaten Kamuk lafı da “kalmak” lafından geliyor diyorlar. 1900’lerin başında Kafkas savaşından sonra Osmanlı’ya sığınanları çokça olduğundan Türkiye’de de, Suriye ve diğer komşu ülkelerde de birçok Kalmuk yerleşimi varmış.   

Ancak asıl ilginci, başka bazı küçük halk topluluklarında olduğu gibi Kamuk erkeklerinin de saçları değil sakalları kızıl olabiliyormuş. Demek Lenin’in kızıl sakal oluşu Kamuk babaannesinin genlerinden. Peki Bilal Erdoğan’ınki nereden? 

Bu arada madem Kalmuklar Türk ve madem Lenin’in babaannesi Kalmuk, Orta Amerika’nın yerlisi İnkalara varana kadar dünyanın dört bir yanındaki insanları Türk gören ırkçılardan hiçbiri neden Lenin’in de Türk olduğundan dem varmaz? Neyse işte…

Kalmukların tarihine bakarken Ruslarla da savaştıklarını ama asıl düşmanlarının Gürcüler olduğunu, onlarla her daim savaş halinde olduklarını öğrendim. İki halk habire savaşıyorsa birbirlerinden esir de alıyordur, birbirlerinin kadınlarına tecavüz de ediyordur, birbirlerinin yetimlerini de kaçırıyor ya da sahipleniyordur. Öyle ya da böyle genleri karışıyordur. Öyle değil midir? Ona da bir neyse işte…

Bu kızıl sakal meselesini kurcalamanın sonu yok. İsterseniz noktayı Barbaros ile koyalım. Çünkü bizim Kaptanıderyamıza İtalyanlar “Kızıl Sakal” derlermiş. İtalyanca Barba (sakal) ve Rosso (kızıl) kelimelerinden türetilmiş “Barbaros” adı… 

Bu durumda ben de el âlemin genlerini merak edeceğime işe kendimden başlasam iyi olur. Kızıl kuzenlerimin sakallarından birer tel yolup tahlile yollasam biter bu iş. Bakalım Kalmuk mu yoksa doğrudan Viking mi der gen profili. Ancak bu da olmadı çünkü çok bilmiş yapay zekâya göre Kafkas halklarında kızıllık epey yaygınmış. Baba tarafımı oluşturan Abhazlarda da kızıl sakal az buz değilmiş.  

Bakar mısınız akıl uçuşmalarıma; Lenin’le Bilal akraba mıdır derken nerden nereye geldim. Neyse ki benim kızıl olan ve olmayan hiçbir akrabam ikisine de benzemiyor. Bu durumda benim Meksikalı olmadığım kesin. 😊 En iyisi ben kendi sakallarımın rengini inceleyivereyim dedim ama geç kalmışım, artık hepsi ak, iyi mi? 😊

Yahu siz de amma buzağı altında şey arıyorsunuz. Kızıl dedim yanlış anladınız, ak dedim gene öyle. Ak mak değil cancağızım, mavi diyorum mavi. Bildiğin boncuk mavi 😊 Abaza babaannemin gözleri yani…

Rusya’da Bilal Erdoğan yorumları…

Paşam, siz kimlerdensiniz?

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:


© Medya Günlüğü