menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Smolenskaya, diasporanın hışmı ve Ermeni-Türk normalleşmesi

16 0
12.05.2026

I. Bir hatırlatma ve bir kişisel kayıt

Moskova Büyükelçiliğimiz’de Ticaret Müşaviri olarak görev yaptığım yıllarda, evime de çok yakın olan Smolenskaya Meydanı’ndaki o devasa Dışişleri binasının önünden geçerken hep aynı duyguya kapılırdım: Rus devlet aklı, vitrinde söylediği ile mutfakta pişirdiği arasındaki mesafeyi yönetme sanatında, itiraf etmek gerekir, bizden çok daha eski, çok daha rafine bir geleneğin mirasçısıdır. Çarlık’tan Sovyete, Sovyetten bugünkü Federasyon’a uzanan o “çizginin devamı”, bugün Rusya’nın Güney Kafkasya’ya bakışında da kendini aynen tekrar eder.

Bugün önümüzde duran soru şudur:

Rusya, Türkiye-Ermenistan normalleşmesini ve sınır kapılarının açılmasını gerçekten destekliyor mu, yoksa desteklermiş gibi mi yapıyor?

Bu, sanıldığı kadar basit bir soru değildir; çünkü ortada tek bir Rusya yoktur, en az iki Moskova vardır. Birincisi Smolenskaya’nın, yani Dışişleri Bakanlığı’nın resmî Moskovası’dır. İkincisi, Krasnodar’dan Soçi’ye, Rostov’dan başkentin kendisine yayılmış, Duma’da (parlamento) kürsüsüden, televizyonlarda mikrofona uzanan, Rusya’daki Ermeni lobisinin Moskovası’dır. Bu iki Moskova’yı birbirinden ayırmadan yapılan her analiz, “tırnak içerisinde” analizdir.

II. Vitrin-Smolenskaya’nın dili

Resmî söyleme bakalım. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın 18 Eylül 2025 tarihli brifinginde söyledikleri, devletin vitrinine konulmuş cilalı metnin ta kendisidir:

“Ermenistan Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkilerin normalleşmesini, Güney Kafkasya’da kalıcı barışın yeniden tesis edilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın sağlanması için bir ön koşul olarak görüyoruz. 3 3 bölgesel iş birliği programı da dahil olmak üzere, bu yöndeki Ermeni ve Türk ortaklarımızın çabalarını desteklemeye devam etmeye hazırız.”

Dil temizdir, diplomatiktir, hatta neredeyse coşkuludur. Lavrov’un kaç kez bu masalara oturduğunun hatırlatılması, 2022’de Ermenistan ile Türkiye’nin özel temsilcilerinin ilk toplantısının Moskova’da gerçekleştiğinin altının çizilmesi, bunların hepsi, Rusya’nın bu sürecin “anne babası” olduğunu kayıt altına aldırma çabasıdır. Devletin mutfağında pişen yemek başkadır; ama vitrindeki menü bu kadar zarif yazılmıştır.

Bu söylemin altında üç sabit unsur vardır:

1-3 3 formatı yani Rusya İran Türkiye artı üç Güney Kafkasya ülkesi. Bu, Batı’yı (AB, ABD, Fransa) denklemden çıkaran tek formattır. Moskova “destekliyorum” derken aslında “benim çerçevemde destekliyorum” demektedir.

2-“Bölge dışı aktörlerin yıkıcı müdahalesinin dışlanması, Zaharova’nın bu cümlesi izahtan varestedir. Adı konulmamış muhatap bellidir: Brüksel, Washington, Paris.

3-“Sahadaki gerçekler ve komşuların uzun vadeli çıkarları”, yani Azerbaycan’ın Zengezur talebi, Rus sınır muhafızlarının statüsü, CSTO mimarisinin korunması. Türkçesi: “Evet ama kontrollü.”

III. Mutfak-devlet aklının gerçek hesabı

Resmî desteğin altındaki gerçek hesap nedir? Biraz sadeleştirelim. Moskova için Türkiye–Ermenistan normalleşmesi şu beş kalemli bir bilançodur:

Aktif (Rusya’nın kazançları):

Ermenistan ekonomisinin nefes alması, içeride istikrarsızlığı azaltır yani Paşinyan sonrası iktidara gelebilecek aşırı Batı yanlısı bir dalgayı........

© Medya Günlüğü