Molla rejiminin dolan “biyolojik ömrü” ve Türkiye’nin açmazı…
Bugünlerde Orta Doğu’da tanıklık ettiğimiz tabloyu, salt bir “karşılıklı misilleme” sarmalı veya klasik bir askeri çatışma olarak okumak, meselenin özünü kaçırmak anlamına gelir.
Artık çatışmanın çok daha yapısal, çok cepheli ve bölgesel yayılma riski taşıyan bir aşamasına evrildiğini görmek gerekiyor. Savaşın günlük maliyetinin 90-100 milyon doları aştığı ve bunun ABD için bir “yük” olduğu yönündeki analizler son derece yanıltıcıdır. Realist bir perspektiften bakıldığında, ABD ve İsrail ekseni için bu harcamalar bir maliyet değil, açık bir “yatırımdır”.
Bu savaş, ABD savunma sanayinin devlet eliyle bir anlamda sübvanse edilmesi, silah stoklarının eritilmesi ve Körfez ülkelerinin yeni silah alımlarına mecbur bırakılması için bulunmaz bir fırsattır. Ancak meselenin askeri ve ekonomik boyutu sadece silah satışından ibaret değil; asıl hedef çok daha büyük bir jeopolitik ve kapitalist dizayndır.
Sahadaki askeri gerçeklik: Hava üstünlüğü ve sistematik imha
Şu anki tablo, İran’ın askeri kapasitesinin, özellikle de caydırıcılığının belkemiğini oluşturan unsurların sistematik olarak yok edilmesi aşamasıdır. Hava üstünlüğü neredeyse tamamen ABD ve İsrail ekseninin eline geçmiş durumda. Gelen raporlar, İran’ın balistik füze lançerlerinin (fırlatıcı) yüzde 70-75 gibi çok ciddi bir kısmının imha edildiğine işaret ediyor. Buna karşılık, Körfez ülkeleri ve İsrail’in entegre hava savunma sistemlerinin yüzde 90’ın üzerinde bir başarıyla önleme (intercept) yapması, sahadaki güç asimetrisini iyice belirginleştiriyor. Kısacası, askerî gidişatta hava gücü tarafı belirleyici olmuş durumdadır.
Molla rejiminin biyolojik ömrü ve asimetrik maliyet üretme stratejisi
Peki, bu tablo İran’ın bittiği anlamına mı geliyor?........
