Çerçeve yasa: Hedef yeni anayasa
Türkiye, 2024’ün son çeyreğinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açtığı kapıdan girerek başlattığı ve dış politikanın reelpolitik dayatmalarıyla da şekillenen yeni sürecin en kritik virajında.
Aylardır “uygulaması önceden giden” fiili bir sürecin, nihayet hukuki zeminini oluşturacak “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Meclis’e geldi.
Gerek teklifin detaylarına gerekse iktidar ve muhalefet kulislerinden yansıyanlara baktığımızda, meselenin salt bir “toplumsal bütünleşme” hamlesinden ziyade, devlet aklının, 100 yıllık sorunu kalıcı bir şekilde çözmek yerine, yeni bölgesel dizayna entegre olma çabası içerisinde olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.
Yasanın yürürlüğe girmesi doğrudan doğruya bir koşula bağlanmış: PKK’nın fiili varlığına son verdiğinin ve silah bıraktığının güvenlik kurumlarınca tespiti ve Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyidi. MİT’in raporu, MGK’nın tavsiyesi ve nihayetinde Cumhurbaşkanı Kararnamesi… Yani sürecin fişi tamamen yürütmenin tekelinde. Bu durum, yasanın uygulanmasını hukuktan ziyade siyasi iktidarın konjonktürel takdirine bırakıyor. Bu durum aslında en başından beri böyle dillendiriliyordu zaten. Yaklaşan 2028 seçimleri düşünüldüğünde, bu mekanizmanın aynı zamanda güçlü bir seçim manivelasına dönüşme riski, daha doğrusu olasılığı masada durmaktadır.
Metin net bir şekilde gösteriyor ki; iktidar kendi tabanını ürkütmemek adına bilinçli olarak “genel af” kavramından........
