Çocukluğun ölümü
“Çocuklukta büyüktüm, oyunlara girmedim…
O bahçelerde kaldı oynanmamış oyunlar.
Ben şimdi anlayorum oyunda çocukları;
Ne zaman, nerde, baksam, beni de oynayorlar.”
Türk edebiyatının inci tanelerinden; eleştirmen Doğan Hızlan’ın deyişiyle şiirimizin öncesiz ve sonrasız ismi Özdemir Asaf’ın 1970’lere tarihlenen yukarıdaki dizelerinin bugünde bir karşılığı olduğu söylenebilir mi?.. Benim cevabım, hayır. Şiirin, “zamanın duyuşlarını ifade etmesi” gerektiğini savunan gerçekçi şair,1 eğer günümüzde olsa, kendisi gibi çocukluğunu yaşayamamışların hislerine tercüman şekilde “Ne zaman nerde baksam beni de oynuyorlar” dediği çocukları kolay kolay bulamayabilir. Ne de “bahçelerde kalan oynanmamış oyunlar”dan dem vurabilir.
O oyunların da onları oynayan çocukların da o çocukların yaşam çeperini oluşturan çocukluğun da sırra kadem bastığı bir dünyada yaşıyoruz çünkü…
İletişim ve eğitim bilimci Neil Postman 1982’de yayımlanmış Çocukluğun Yokoluşu başlıklı kitabına, ABD’de çocuklukla yetişkinlik arasındaki farkın nasıl belirsizleştiğini, aradaki sınırın nasıl eridiğini netleştirme yolunda şöyle giriş yapar:
“Şu anda Amerika’da 12-13 yaşında kız çocukları en yüksek ücretli modeller arasında yer almaktalar. Bu kızlar, tüm görsel iletişim araçlarında yayınlanan reklamlarda bilmiş ve cinsel çekiciliğe sahip yetişkinlerin kılığında gayet rahat bir erotik hava içinde halka sunulmaktalar. (…) Amerika’nın hemen hemen tüm kent ve kasabalarında yetişkin suçlarıyla çocuk suçları arasındaki fark hızla azalmakta ve birçok eyaletteki cezalar birbiriyle benzeşmeye başlamakta. 1950 ile 1979 arasında, 15 yaşın altındaki çocukların işlediği suçların oranı 110 kat arttı. Eskiler çocuk suçluluğunun ne olduğunu merak edebilirler ve okul tuvaletinde sigara içmek için dersten kaçan gençlerin bir sorun olarak görüldüğü dönemlere özlem duyabilirler.”2
Sözkonusu çocuk suçluluğunun mahiyetine dair de Postman, şunları aktarır:
“New York kentinde 9 yaşındaki bir erkek çocuk, bir bankayı soymaya kalkıştı. 1981 Temmuz’unda New York’un Westchester ilçesinde polis, dört çocuğu 7 yaşında bir kıza cinsel tecavüzden sorumlu tuttu. Tecavüzle itham edilen çocukların biri 13, diğerleri 11 ve 9 yaşlarındaydı. (…) Vermont’ta 11 yaşındaki bir kıza tecavüz ettikten sonra, işkenceyle öldürme eyleminden dolayı iki çocuğun tutuklanması, eyalet meclisini ceza yasalarını sertleştirme önerisine itti.”3
Yukarıda aktarılanların 2020’ler Türkiyesi’nde an itibarıyla hepimizi dehşete düşüren aşağıdaki haberlerle çağrışımsallığını fark etmemek mümkün mü? 2025 Ocak ayında İstanbul, Kadıköy’de 14 yaşındaki Mattia Ahmet Minguzzi, 15 yaşında bir çocuk tarafından beşi kalbinden olmak üzere 14 kez bıçaklanarak öldürüldü. Eylül 2025’te Ankara, Pursaklar’da 15 yaşındaki Fatih Acacı, “kız meselesi”nden dolayı aynı yaşta bir çocuk tarafından bıçaklanarak öldürüldü. Aralık 2025’te Mersin, Anamur’da 12 yaşında bir çocuk, öğrenim gördüğü ortaokulun müdürünü okul bahçesinde tüfekle vurarak ağır yaraladı. Müdürün karaciğerine........
