Yaratıcılığın düşmanı kriz değil
Her kriz döneminde en çok duyduğumuz cümlelerden biri, yaratıcılığa ve yeni düşünüş biçimlerine her zamankinden daha fazla ihtiyacımızın olduğu. Doğru ama biraz kolay bir cümle bu. Zira kimse aksini savunmuyor ve herkes yaratıcılığın öneminde hemfikir.
Lakin aynı anda da daralan bütçelerden, kısıtlardan, riskten kaçınma halinden bahsediyoruz. Önce iki yanlış şüpheliyi eleyelim: Para ve iştah. Medya ve reklam yatırımları nominal olarak neredeyse her yıl artıyor. İştah da değil. 2025’te Felis’e gelen başvuru sayısı bir önceki yılın rekoruyla neredeyse aynı kaldı. Kristal Elma başvuruları da kayda değer ölçüde arttı. Yani sektör işini yapmayı bırakmış değil. Hâlâ fikir üretiyor, hâlâ yarışıyor, hâlâ iyi işin peşinden gidiyor. Meseleyi biraz kriz anında neye cesaret edebildiğimize çevirmeliyiz sanırım.
Tolstoy, Anna Karenina’daki o meşhur sözlerinde “Bütün mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir” der. Krizler de birbirine benzemez. Her krizin koşulları, tehditleri ve kayıpları farklıdır. Ama kriz karşısında verdiğimiz tepkiler şaşırtıcı ölçüde benzer olabiliyor.
Aynı fikirlere mi gidiyoruz?
Kısıtların yaratıcılığı beslediği fikrini hepimiz biliriz. Daha az parayla daha yaratıcı işler yapılır, daha sıkışık brief daha iyi fikir........
