menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sinirli Azeri meyveler

18 1
10.02.2026

İnternetin derdi “doğru” değil. İnternetin derdi “reaksiyon.” Algoritmanın kutsal kitabında hedef kitle yok. Algoritmanın kutsal kitabında tek bir satır var: “Scroll eden arkadaş durdu mu, durmadı mı?”

Bu kadar.

Bu ara strateji tartışırken veya bir fikir dinlerken sık sık geçmişi düşünür halde buluyorum kendimi. (Bir gün bunun olacağını biliyordum. Galiba, yaşlanıyorum.) Evet ya, sonuçta bir şeyleri geçmişle sık sık kıyaslamaya başladığında, aslında o düşündüğün konuyla alakalı kafanda çok veri biriktiğinden, kronolojik olay örgüsünü didiklerken buluyorsun kendini. “Buraya ne ara geldik”, “ne ara böyle oldu” falan… Tarkan videosu başlangıcı gibi bir giriş oldu farkındayım ama yazmak da işte bir nevi terapi değil mi? Hem bana hem okuyana…

Neyse ya, zaten bu manyak başlıklı makalenin de çok normal başlamasını beklemiyorduk diye düşünüyorum. Yıllarca “Content is the king” falan, bir ton başlık attık. 150 punto sunum önermeleri, iyi içeriğin pazarlamayı nasıl dönüştürdüğünü irdeledik, kurcaladık… İtiraf edelim geldiğimiz noktayı “Tam da böyle olacaktı zaten” diye tahmin etmiş olmamız imkânsızdı. Hani birazını, bir kısmını tahmin edebilmiş olabiliriz ama yapay zekâ ve hemen hemen tüm dünyanın her gün girdiği sosyal platformlar ve onları yöneten çılgın algoritmalar bu şeklini tahmin etmemizi imkânsız hale getirdi. Size de sosyal medya akışlarınız gerçek bir “manyak show” gibi gelmiyor mu? Tutan içeriklerin, yürüyen trendlerin, tüketilen içeriklerin bir açıklamasını bulmaya çalışmak, “Bu olay, şu yüzden oluyor” falan demek imkânsız hale geldi. Akımlar o kadar tahmin edilemez ve o kadar rastgele yürür hale geldi ki neyin nereden çıktığını da artık sorgulamaz olduk. Malum eskiden bir akım olduğunda onun nereden çıktığını, nasıl yayıldığını falan çok iyi bilirdik ama şimdi her gün aynı anda 100 farklı konu global akım oluyor. 100 tane birbirine benzemez şey. Çoğu da zaten delilik…

Bakmayın böyle “Neler oluyor dünyaya?” temalı çıkışlarıma. Bayılıyorum ben bu beklenmedik düzenlere. Tam bir yaratıcılık şelalesi. Özellikle yapay zekâ araçlarının birkaç dolarlık üyeliklerle herkese açık hale gelmesiyle birlikte, milyonlarca zihnin paylaşmaya değer bulduğu şeyi üretmesine ve internete yüklemesine şahitlik ediyoruz.

Bunlardan bir tanesi de makaleye konusunu veren “Sinirli Azeri Meyveler”. Okuyucuların bir kısmı eminim görmemiştir bu meyveleri. Bir kısmının da yüzünde ilginç bir tebessüm oluşmuştur bile…

(Bilmeyenler bu noktada internete bir yazabilir, tabii makaleye geri gelmek şartıyla…) “Beni böyle soyma, şöyle soy” gibi sinirle derdini anlatan nar falan var işte, içerik bu. Bir haftada içeriklerin toplam görüntülenmesi birkaç milyarı geçti bile. Nereden yayıldı, ne oldu,........

© MediaCat