menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital reklamcılığın 15-20 yıllık büyük vaadi…

10 0
13.10.2026

Yaklaşık on beş yıl önce reklam sektörüne yeni bir meslek girdi.

Adı “dijital reklamcılık”tı.

Elbette dijital mecralarda çalışan insanlar daha önce de vardı. Ama bu kez ortaya çok daha büyük bir iddia atıldı:

“Artık reklamın kuralları değişti.”

Daha doğrusu, bize değiştiği söylendi.

İlk büyük vaat “viral video”ydu.

Toplantı odalarında aynı cümleyi defalarca duyduk.

“Televizyona gerek yok.”

“Medyaya para vermenize gerek yok.”

“Öyle bir video çekeceğiz ki insanlar birbirlerine gönderecek.”

“Reklamınız bedavaya yayılacak.”

Hem televizyona milyonlar harcamayacaktınız…

Hem medya satın almayacaktınız…

Hem de insanlar sizin reklamınızı kendi istekleriyle birbirlerine dağıtacaktı.

Adeta pazarlamanın kutsal kâsesi bulunmuştu.

Gerçekten virüs gibi yayılan içerikler, hiçbir zaman sipariş üzerine üretilmedi.

İstisnalar ise iş modeli olamaz.

Bir süre sonra yeni moda geldi. Advergaming…

Yani markalar için oyun tasarlamak.

Bu kez sunumlarda şu cümle vardı:

“İnsanlar reklam izlemez ama oyun oynar.”

“Markanızla saatlerce vakit geçirecekler.”

“Kalıcı bağ kurulacak.”

Bir anda herkes oyun tasarlamaya başladı.

Otomobil markasına… Bankaya… Sigorta şirketine…

Pastaneye… Hastaneye…

Sanki her markanın tek eksiği bilgisayar oyunuymuş gibi.

Elbette bazı örnekler başarılıydı.

Ama büyük çoğunluğu birkaç hafta sonra unutuldu.

Çünkü insanlar oyun oynamayı seviyordu.

Markaların oyunlarını değil.

Ardından sosyal medya çağı başladı.

“Televizyona ne gerek var?”

“Facebook sayfanız olsun.”

“Instagram hesabınız büyüsün.”

“Yüz binlerce takipçiniz olsun.”

“Takipçilerinize bedava reklam yapın.”

İlk bakışta kulağa........

© MediaCat