Yeraltından yükselen gerçek: Madencilikte güvencesizlik, devlet-şirket ittifakı ve işçi sınıfının direnci
Türkiye’de madencilik, yalnızca belirli dönemlerde kamuoyunun dikkatine giren büyük ölümler ya da kitlesel hak gaspları üzerinden değil, süreklilik arz eden bir üretim rejimi olarak kavranmalıdır. Bu rejim, emek gücünün yoğun sömürüsüyle birlikte, işçi yaşamının sistematik biçimde değersizleştirilmesi üzerine kurulur. Bugün Ankara’da gözaltına alınan madencilerin eylemi, bu yapının istisnai bir kırılması değil; aksine onun en güncel ve en görünür ifadesidir.
Madencilikte üretim süreci, doğrudan doğruya yaşam ile ölüm arasındaki mesafenin sürekli daraltılması üzerine kuruludur. Yeraltında geçirilen her saat, yalnızca emek gücünün harcanması değil, aynı zamanda işçinin fiziksel varlığının risk altında yeniden üretilmesidir. Bu nedenle madencilik, kapitalist üretim ilişkilerinin en çıplak biçimde gözlemlenebildiği alanlardan biridir.
Üretimde artı-değer kuramı çerçevesinde düşünüldüğünde, burada söz konusu olan yalnızca emeğin sömürüsü değil, emeğin taşıyıcısı olan bedenin de üretim sürecine doğrudan dahil edilmesidir. Emek gücünün yeniden üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, işçinin yaşam süresinin ve sağlığının sistematik olarak aşındırılması pahasına gerçekleşir. Bu anlamda madencilik, kapitalizmin sınırlarını değil, onun en saf biçimini temsil eder.
Türkiye’de bu sürecin aldığı özgül biçim, özellikle son yirmi yılda derinleşen özelleştirme, taşeronlaştırma ve denetimsizleştirme politikalarıyla birlikte şekillenmiştir. Maden sahalarının özel sermayeye açılması, çoğu zaman “verimlilik” ve “rekabet” söylemleriyle meşrulaştırılmıştır. Ancak bu dönüşüm, gerçekte, üretim maliyetlerinin düşürülmesi adına işçi sağlığı ve güvenliğinin sistematik biçimde geri plana itilmesi anlamına gelmiştir. Taşeron zincirleriyle parçalanan üretim süreci, sorumluluğun dağılmasını sağlarken; güvencesiz çalışma biçimleri, işçilerin hak arama kapasitelerini zayıflatmıştır. Böylece ortaya çıkan yapı, yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasal bir düzenleme olarak........
