Diren İran, diren Filistin
ABD ne yaparsa yapsın İran’ı yenemiyor. İsrail ne yaparsa yapsın Filistin halkını yenemiyor. ABD açısından evdeki hesap çarşıya uymadı. Şimdi iki ABD’li pilotun uçaklarının İran’a düşmesinin ardından yapılan başarılı kurtarma operasyonundan zafer sonuçları çıkartmaya çalışıyorlar. Pilotların kurtarılmasından önce nasıl olup da İran’a düştüklerini kimsenin sorgulamayacağını sanıyorlar. ABD, İran’a ne düşünerek saldırdıysa tersi oluyor. Hiçbir planı tutmuyor.
İran’da rejimin değişeceğini düşünüyorlardı; rejim değişmedi.
İran halkının isyan edeceğini düşünüyorlardı; İran halkı, ABD bombardımanlarıyla gelecek özgürlükten hayır çıkmayacağını düşündüğünü gösterdi. Ayaklanmadı.
ABD Trump’ın iktidara geldiği günden beri aşağıladığı AB ülkelerini bir şemsiye altında tutmayı başaramadı. Ne Meloni İtalya’sı ne de İspanya Trump’ın savaşına onay veriyor.
Trump, NATO’yu bile gerektiği kadar destek olmadığı için eleştirmek zorunda kaldı.
Körfez ülkeleri, ABD ve İsrail’in kendileri için güvenlik değil tehdit olduğunu görmeye başladılar ve tüm ABD yayılmacılığının asli hedefi olan Çin’e meydan okuma stratejisi de İran saldırısıyla büyük bir yara aldı. Mart ayında Donald Trump, İran’ın geçişlere kapattığı Hürmüz Boğazı’nı açmak için Çin’den yardım istedi. Trump; Çin’e bölgeye savaş gemisi göndermesi ve koruma misyonuna katılması yönünde bir teklifte bulundu. Çin ise ABD’nin “kendi çıkardığı bir savaşa” Çin’i dahil etmeye çalıştığını savunarak mesafeli durdu.
Oysa İran; daha önce Balkanlar, Afganistan, Körfez, Irak ve 2003 yılında Irak işgalinde olduğu gibi, Asya’ya yönelik bir jeostratejik hamlenin son adımlarından birisiydi. Trump, neoconlardan aldığı bayrağı MAGA’cı gangsterlerin emperyalist planları için taşıyor ama en az neoconlar kadar başarısız.
Ne Çin ne de Rusya, İran’ın bombalanmasını ABD’nin muhteşem gücünün bir yansıması olarak değil, İran’da batağa saplanan ABD’nin gerileyişinin bir ifadesi olarak görecek. Suudi Arabistan rejiminin Trump’ın küfürleri, aşağılamaları ama en önemlisi ABD’nin bir koruma sağlama yeteneğinden yoksun olması nedeniyle Çin’le kurduğu ikili ilişkileri derinleştirme girişimleri de İran’ın bombalanmasının Trump açısından hazin sonuçlarından birisi oldu.
“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap-Yücelt” anlamına gelen MAGA hareketi, ABD egemen sınıfının ırkçı, neonazilerle doğrudan iş birliği içinde olan kesimlerinin acımasız ideolojik kanadını oluşturuyor. Bu yüzden Trump’ın önceleri komik gibi algılanan sıra dışı tutumları ve açıklamaları; gangster emperyalizminin doğrudan bir yansıması olarak artık kimse tarafından üzerine şaka yapılacak konular olarak görülmüyor. Karşımızda sadece neoliberal konsensusun dağılması durumu yok; bu konsensus tüm kurumlarıyla dağılırken bunun içinden işçileri, kadınları, LGBTİ ’ları, göçmenleri, siyahları, ezilen halkları, yoksul ülkelerin halklarını ve giderek tüm gezegeni perişan etmeyi hedefleyen neo-neoliberal azgın bir aşırı sağcı odak kendi siyaset yapma tavrını hâkim kılıyor.
Trump’ın davranışları, beyaz üstünlükçü, ırkçı, maço, çocuk istismarcısı bir egemen sınıfın “Böyle davranıyorum, çünkü böyle davranabiliyorum. politik mesajı olarak görülmeli. En son İran rejimine karşı düpedüz küfürler eden bu adamın hiçbir tutumu normalleştirilmemelidir.
Bu tutum aynı anda hem tüm dünyaya hem de ABD’de ezilenlere meydan okuyan egemen sınıfın stratejisinin bir parçasıdır.
Ama aynı zamanda bir başarısızlığın da yansımasıdır.
Trump aynı anda hem İran’ı mahvettiklerini, muazzam bir askeri zafer kazandıklarını anlatıyor hem de........
