Çerçeve yasa sonrası açıklamalar, sızanlar
Kürt barışında esas sınav, çerçeve yasanın çıkmasının ardından şimdi başlıyor. İktidarın “Terörsüz Türkiye” rotasını barışa ve demokratik Türkiye’ye doğru döndürme olasılığı ya da bu hedef için mücadelenin imkânları ve aktörleri, şu anın en kritik tartışma konusu.
Tartışmaya yol açan iki gelişmeden ilki, 1 Ağustos 2026 tarihinde İmralı’da gerçekleştirilen PKK lideri Abdullah Öcalan ile DEM Heyeti arasındaki görüşmede Öcalan’a atfedilen bazı ifadeler.
İkinci gelişme ise 19 Ağustos 2026 tarihinde İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Faik Özgür Erol ile İmralı Sekretaryası’ndan Veysi Aktaş’ın bir grup gazeteciyle İstanbul’da gerçekleştirdiği buluşmada yaptıkları bilgilendirme ve değerlendirmeler.
Basında geniş biçimde yer alan görüşme notları ile basın toplantısındaki sunum ve sorulara verilen yanıtların ortak noktası şudur: Kürt siyasal hareketinin, Kürtleri Türkiye siyasetinde asli bir unsur haline getirme çabasıdır..
Süreç Kürtlerin, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında kimlikleriyle kendi geleceklerini belirlemede özneleşme mücadelesi olarak gelişiyor.
Kürt siyasal hareketinin büyük sınavı, geçmişin tekrarına düşmeden, elli yıllık silahlı ve silahsız mücadele hafızasını bugünün Türkiye’sinin ve Ortadoğu’sunun siyasal ihtiyaçlarıyla buluşturacak bir siyasal akılla Kürtlerin güvenliğini ve özgürlüğünü yeniden anlamlandırma ve gerçekleştirme yolunu açmak olacaktır.
Abdullah Öcalan’ın görüşme notlarında, “Cumhuriyet tarihi Kürtleri hukuk dışına itme tarihidir” değerlendirmesinin ardından gündemdeki yasayı “barışın bir kök yasası, hukuka dâhil olmanın ilk yasası” olarak altın değerinde değerlendirdiği görülüyor.
Bunu, ilk kez çerçeve yasada sürecin karakterini belirleyen “tespit, teyit ve taahhüt” başlıklarında, silah bırakma taahhüdünü sağlamak üzere görevlendirilmesi ve böylece muhataplığının resmiyet kazanmasıyla ilişkilendirdiği anlaşılıyor.
Abdullah Öcalan’ın silahsızlanma ve geri dönüşlerin organizasyonunda daha doğrudan komisyonda rol........
