Futbol Sahasında Başlayan, Toplumsal Hafızada Büyüyen Nefret
Futbol Sahasında Başlayan, Toplumsal Hafızada Büyüyen Nefret
Futbol Sahasında Başlayan, Toplumsal Hafızada Büyüyen Nefret
Futbol bazen yalnızca futbol değildir. Hele ki tribünlerde bir halkın kimliğine, diline ve varlığına yönelik hakaretler yükseliyorsa, mesele doksan dakikayı çoktan aşmıştır. Çünkü bir rakip takıma kızmak başka şeydir; bir halkı hedef almak, küfretmek, aşağılamak ve tehdit etmek bambaşka.
Diyarbakır’da ortaya çıkan görüntüler bu nedenle yalnızca “tribün taşkınlığı” denilerek geçiştirilemez. Asıl üzerinde düşünülmesi gereken, bazı insanların Kürtlere yönelik nefretlerini böylesine açık biçimde sergileme cesaretini nereden bulduğudur. Bir insanın başka bir halka küfretmesi kadar, bunu yaparken hiçbir sınır tanımaması da üzerinde durulması gereken ciddi bir toplumsal meseledir.
Çünkü nefretin dili tesadüfen oluşmaz.
Yıllarca tekrar edilen sözler, sloganlar ve önyargılar zamanla sıradanlaşır. Bir halkın kimliğini küçümsemek, dilini hor görmek, varlığını tartışma konusu yapmak ve bütün bunları “milliyetçilik”, “taraftarlık” ya da “rekabet” kisvesi altında sunmak, nefretin toplumsal hayatta kendisine alan açmasının yollarından biridir.
Futbol bunun yalnızca sahnesidir.
Tribün, insanın öfkesini dışa vurduğu bir yer olabilir; fakat hiçbir tribün, ırkçılığa ruhsat vermez. Hiçbir forma, bir halka küfretme hakkı tanımaz. Hiçbir maç, bir insanın doğduğu kimlik üzerinden aşağılanmasını meşru hâle........
