Kar Yağışı Rahmet mi? Yoksa Çile mi?
Kar yağdığı zaman iki farklı ses yükselir toplumda.
Biri “Rahmet yağıyor” diyerek Rabbine Hamd Eder, diğeri “Kar Çilesi” diyerek şikâyet eder. Aynı kar, aynı soğuk, aynı manzara… Fakat bakışlar farklıdır. İşte bu noktada mesele karın kendisi değil, kalbin bakış açısıdır.
Kar yağışı, yalnızca meteorolojik bir olay değildir. Mü’min için kar; tefekkür, ibret ve muhasebe vesilesidir. Çünkü Allah Teâlâ’nın kudreti, bazen baharda açan bir çiçekte, bazen de gökten sessizce inen beyaz tanelerde tecelli eder.
Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulur:
“Göklerden bir ölçüye göre su indiririz; onunla ölü bir beldeyi diriltiriz.”
(Zuhruf, 11)
Bu ayette geçen “su”, sadece yağmur değildir. Kar da sudur. Toprağın bağrına düşen her kar tanesi, yazın yeşerecek bir nimetin habercisidir. Bugün soğuk diye yakınılan o beyaz örtü, yarının ekmeğine, rızkına sessizce hazırlanır.
Ne var ki modern insan, rahmeti çoğu zaman anlık konfor üzerinden değerlendirir. Trafik aksadıysa çile, elektrik kesildiyse felaket, yollar kapandıysa feryat başlar. Oysa rahmet, her zaman kolaylık şeklinde gelmez.
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Mü’minin işi ne hoştur! Ona bir sevinç isabet ederse şükreder, bu onun için hayır olur. Bir sıkıntı isabet ederse sabreder, bu da onun için hayır olur.”
(Müslim, Zühd, 64)
Kar yağışı da böyledir.........
