menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kase Kırılmasın!

29 0
06.03.2026

Kriz çıkar. Borsalar düşer. Altın ve dolar yükselir. Piyasaların bu refleksini artık herkes ezbere biliyor. Ne kadar alışılmış olursa olsun kriz halinde bir panik havası oluşur ve satışlar başlar. Ellerinde özellikle riskli piyasalara ait hisse senetleri bulunanlar bunları satmaya yönelir. Bu satışlar o piyasalarda borsaların gerilemesine yol açar.

Satıştan elde edilen paraların dolara çevrilip ülke dışına transfer edilmesi ise ikinci dalgayı oluşturur. Bu durumda o ülkede dolara talep arttığı için USD / yerli para kuru yükselir. Borsada yatırım yapmayan yurttaşlar bile dolardaki yükselişi görünce ellerindeki yerli parayı dolara ya da altına çevirmeye başlarlar. Bu da kurun ve altın fiyatlarının daha da yükselmesine yol açar.

Bu krizin ABD’de ortaya çıkmış olması ya da ABD’nin krizin yaratıcısı konumunda bulunması doların değer kaybetmesine yol açacakmış gibi düşünülebilir. Ama çoğu zaman beklenen olmaz. Özellikle gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmış olan yabancı yatırımcıların riskten kaçmak amacıyla paralarını çekerek dışarı çıkarmak için dolara çevirmeleri, doların düşmesine değil yükselmesine yol açar.

Örneğin ABD–İsrail–İran savaşı sırasında dolar endeksinde (DXY)) düşüş değil, sınırlı da olsa bir yükseliş görüldü. Benzer bir durum ABD tahvil faizlerinde de ortaya çıktı. Buna karşılık Dow Jones Industrial Average başta olmak üzere ABD borsaları düşüş eğilimine girmişti. Dünden itibaren oralarda da bir toparlanma görülmeye başlandı.

Goldman Sachs CEO’su David Solomon, piyasanın bu gelişmeye verdiği tepkiye bakarak şaşkınlığını şöyle dile getiriyor: “Piyasa tepkisine bakıyorum ve aslında bu büyüklükte bir olay karşısında daha sert bir tepki beklerdim.”

Aslında bu şaşkınlık yeni bir olguya işaret etmiyor. Sermaye hareketlerinin tamamen serbestleştiği yirmi birinci yüzyılın başlarından beri piyasaların krizlere verdiği tepki giderek değişiyor.

Günümüz finans piyasaları krizlerden kaçamasa da onları hızla sindirip çoğu zaman fırsata çevirmeyi beceriyor. Günümüzün fon yöneticileri için ABD – İsrail – İran Savaşı, bir parametre değişikliğinden ibarettir. Savaş riski artınca algoritmalar anında havacılık hisselerinden çıkıp savunma sanayi hisselerine giriyor. Para sistemin dışına çıkmıyor, sadece kıyafet değiştiriyor. Bu rotasyon, piyasanın genel endeksinin (kasedeki suyun) boşalmasını engelliyor. Buna karşılık reel sektör yatırımcısının yatırımının yerini ve biçimini değiştirmesi öyle bugünden yarına gerçekleşebilecek bir şey değil. Turizm ya da havayolu sektöründe yatırım yapanları düşünün. Eğer savaş uzun sürer ve daha da ciddileşirse kayıplar çok daha uzun süreli ve çok daha ağır maliyetli olabilir. Bu yatırımcıların faaliyetlerini terk etmeleri, en azından bu ortam devam ettiği sürece, kolay değildir. Çünkü böyle bir ortamda........

© mahfiegilmez.com