Meclis Galerimden Portreler
Meclis sözü duygu ve düşünce dünyamızda pek geniş bir yer tutar. Meclise söz düşürmekten başlar. Mecliste söz almakla devam eder. Her meclise girecek adam olmak ile tarif edilir. ‘’Sofrada eline mecliste diline sahip ol’’ sözü ile anlam kazanır.
Meclis sadece bir heyet değildir. Meclis bir ruh halidir. Bir edep dairesi, derin ve geniş bir muhabbet halkasıdır. Kelime kökü itibarıyla oturmak anlamına gelen cülûstan türemiştir ancak hakikatte insanı ayağa kaldıran bir şuurdur. Yaşlılar meclisi olur, danışma meclisi olur ve nihayet milletin temsilcilerinin toplandığı millet meclisi olur. Her biri kendi çapında bir hikmet ocağıdır. Bakmasını bilene ve gönül gözüyle görebilene çok şey anlatır.
Her insan ömrü boyunca kendi meclislerini kurar. Kimi dost meclisinde sözünü pişirir, kimi fikir meclisinde aklını terbiye eder, kimi de kalem meclisinde dimağını olgunlaştırır. Sözün değeri muhatabının kalitesiyle ölçülür. Meclisin kıymeti ise içindeki insanların olgunluğu ve vakarıyla belirlenir. Bizim hafıza galerimizde meclis sadece bir kurum değil, aynı zamanda karakterlerin geçit töreni yaptığı büyük bir sahne olmaktadır.
İstiklal Yıllarının Heybetli Sesleri
Galerinin bu perdesini araladığımızda karşımıza Birinci Meclis’in o mehabetli simaları çıkar. Bu meclis aslında bir milli harp karargâhıydı. Kürsüde gür sesiyle yankılanan Erzurum mebusu Hüseyin Avni Ulaş, o dönemin ruhunu en iyi özetleyen isimlerden biridir. İstiklal Mahkemesi’nden beraat ettiğinde yanındaki arkadaşları ceza alırken onun “hepsi de benden bigünah ve namuslu arkadaşları astınız, bende ne gibi namussuzluk gördünüz ki, bu şerefli ölümden esirgediniz?” diye sorması şecaat ve vefa duygusunun ete kemiğe bürünmüş hali bir duruşu anlatır.
İlk meclisin celadetli ve kahraman evladı, ateşli hatibi ve şehid-i azizi Ali Şükrü Bey’i de millet ve meclis hafızamızın köşe başlarına yerleştiriyoruz.
Aynı sıralarda Burdur mebusu Mehmet Akif Bey de oturur. O kürsüde çok konuşmaz ama kalemiyle milletin ruhuna dokunur. Yazdığı İstiklâl Marşı ilk mecliste bir metnin ötesine geçerek milletin ortak vicdanı ve milli mutabakat metni olmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarından bir başka isim ise şair Yahya Kemal Beyatlı’dır. Mustafa Kemal Paşa ile bir mesele üzerine konuşurken kendisine haklı olduğu söylendiğinde “Aman paşam, size karşı haklı çıkmak pek iyiye işaret sayılmaz” diyerek nüktesini, hududun sınırları ile birleştiren veciz ifadenin sahibidir.
Siyasetin Çetin İmtihanları ve Karakterler
Cumhuriyetin ilerleyen yıllarında meclis galerimiz yeni portrelerle zenginleşir. Demokrat Parti dönemiyle birlikte siyasetin sert rüzgarları esmeye başlar. Fatin Rüştü Zorlu, Fuat Köprülü, Hasan Polatkan ve Tevfik İleri gibi isimler bu çetin imtihanı omuzlarında taşıyanlardandır. Tevfik İleri, Maarif Vekilliği yıllarında bir medeniyet tasavvuru kurmaya çalışmıştır. 27 Mayıs sonrasında kendisine zulmeden subaya verdiği “Asıl bela seni bela olarak göndereni tanımamaktır” cevabı, inançla yoğrulmuş bir vakar nişanesi olarak hafızalarda yerini almıştır.
Birinci Dünya Savaşı sonlarında Irak cephesinde Sabis bölgesi komutanı Ali İhsan Sabis ile partinin ilk kadın milletvekili Hatice Nazlı Tlabar’da Demokrat Parti dönemi isimleri olarak hafızamda yer etmiş.
Meclisin 1970’li senelerinde çocukluk hatıralarıma........
