menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ZAFERLER HAFTASININ ARDINDAN

27 0
05.09.2026

ZAFERLER HAFTASININ ARDINDAN

Geçen hafta, bir yurt kazandıran Malazgirt Zaferi ile kazanılmış yurdu kaybedilmekten kurtaran 30 Ağustos Zaferi’ni aynı hafta içinde kutladık. Dualar ettik, kahramanlarımızı andık, bayraklarımızı astık. Peki hafta bittiğinde geride ne kaldı? Sadece geçmişle övünmek mi? Övünmekle ders almak arasında kalanların anlamsız tartışmaları mı? Yoksa o zaferlerin doğurduğu sonuçları yaşatma sorumluluğu mu?

Bir zafer, kazanıldığı gün zafer olur ama doğurduğu sonuçlar yaşadığı sürece zafer olarak kalır. Aksi halde tarihte bir zafer anısı olur; Malazgirt, Anadolu’yu Türk milletine yurt yaptı. 30 Ağustos ise kaybedilmek üzere olan bu yurdu yeniden kurtardı. Eğer 30 Ağustos kazanılmasaydı bugün Malazgirt’i özgürce kutlayamayacaktık.

Demek ki zaferlerimizi, birbiriyle yarıştıranlara aldanmayı bırakıp, birbirini tamamlayan tarihî olaylar olarak da anlamayı öğrenmeliyiz. Zira zaferlerimizin arasına fitne sokmaya çalışanlar boş durmuyor. Bir kısmı Türk milletinin kazandığı zaferleri küçültmeye, bir kısmı da bir zaferi yüceltirken diğer zaferi değersizleştirmeye çalışıyor. Üstelik bunu yapanların bazıları Müslümanca konuşuyor, dinî görüntüler ve ifadeler kullanıyordu.

Artık anlaşılmalı, Müslümanca konuşan herkes İslam’a, milliyetçi görünen herkes Türk milletine hizmet etmiyor olabilir. Hatta, bazıları Türke düşmanlığını gizlemek için Osmanlıcı kılığında konuşuyor olabilir.

Konuşanları, söylediği sözler ve görüntüsü ile değil, sözlerindeki anlam ile değerlendirmek gerekir. Konuşmaları ile tarihteki başarılarımızı överken, başarısızlıklarımızı, kayıplarımızı gizleyip ders almamızı önleyenler, hamaset üreterek aslında millî birliğimizi, milliyet bilincimizi zayıflatıyorsa; o sözleri söyleyen kişinin sakalına, sarığına, cübbesine, fesine veya taşıdığı unvana itibar etmenin anlamı var mı sizce?

Mart ayında kutladığımız Çanakkale Zaferimiz de benzer çarpıtmaların hedefindeydi.Kimileri Çanakkale’yi abartırken, kimiler küçültmek için şehitlerimiz, gazilerimiz üzerinden tartışma çıkardı. Kimileri ise zaferi, tarihî gerçeklerden koparıp yalnızca efsanelerle açıklama çalıştı. Oysa bir zaferi abartmak kadar küçültmek de onu gerçek dışı anlatılar içinde boğmak da bilerek veya bilmeden aynı hain odaklara hizmet eder.

Çanakkale’de yalnız Anadolu’dan değil, Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinden gelenler savaştı diyenler, öyle konuşuyor ki “doğru bilgiler ile bile milletimizi yanlış yollara saptırabiliyor.” Gerçeği çarpıtabilmek için günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında kalan ama geçmişte Osmanlı toprağı........

© Konya'nın Sesi