Vitamin ve Mineralleri Bağırsak Bakterilerinizin İşleyebileceği Dozda Almak
Henüz mineral ve vitaminlerin ne olduğu bilinmezken, insanlar belirli eksikliklerin neden olduğu hastalıkları bazı gıdalarla tedavi etmeyi öğrenmişlerdi. M.Ö. 1500'lerde bile, halsiz ve solgun düşen savaşçılara, suyun içine daldırılmış paslı kılıçlardan gelen "demir içerikli su" içirilirdi. Bu, bilinen en eski mineral takviyesi yöntemlerinden biridir. Antik Mısır papirüslerinde ve Hipokrat'ın yazılarında, gece körlüğünü tedavi etmek için hastalara karaciğer yedirildiği anlatılır. Bugün biz bunun karaciğerde depolanan yoğun A vitamini sayesinde olduğunu biliyoruz. Biyokimya bilimi geliştikçe, minerallerin ve vitaminlerin kandaki ve vücuttaki varlığını ve fonksiyonunu artık daha iyi anlayabiliyoruz.
Takviye kullanımı binlerce yıl önce karaciğer tüketiminin önerilmesi ve bitki kürleriyle başladı, ancak bugün bildiğimiz anlamda hap ve kapsül formundaki ilk ticari takviyeler 1930'lu yıllarda hayatımıza girdi.
1920 ve 1930 yılları arasında vitaminler laboratuvar ortamında izole edilmeye ve sentezlenmeye başlandığında, takviye kullanımı popülerleşti. 1920'lerde özellikle çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluklarını önlemek için yaygın olarak kullanılmaya başlanan balık yağı ilk popüler "doğal takviye" oldu.
Vitaminlerin popülerleştiği dönemde, minerallerin de sadece "yapı taşı" değil, metabolizmanın "katalizörü" olduğu anlaşıldı.
Tarihteki ilk kitlesel "besin zenginleştirme" hamlesi de ABD'de guatr salgınını önlemek için tuza iyot eklenmesinin kararlaştırılmasıydı.
BİR TAKVİYE KULLANMA ÇILĞINLIĞI
Evet, bir takviye kullanma çılgınlığından bahsedebiliriz. Günümüzde vitamin ve minerallerin takviye şeklinde kullanımının bu kadar popülerleşmesini tek bir nedene bağlayamayız. Bunun altında biyolojik, sosyal ve endüstriyel birçok faktör yer almakta.
Yoğun tarım........
