Yaptırım Gücü
"Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, Olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi" demişti Türklerin altın çağı hükümdarı Sultan Süleyman.
Devlet, toplumu bir arada tutan, düzeni ve nizamı sağlayan en büyük ailemizdir. Devlet aynı toprak üstünde yaşayan bütün vatandaşlarını küçük-büyük, güçlü-güçsüz ayrımı yapmadan kendi öz evladı gibi sarıp sarmalayan, haklının haksızdan hakkını almasını bilen en büyük yaptırım gücüdür. İşte böyle olursa halk kendini güvende hisseder, aidiyet duyar.
Peki ya yaptırım gücünün zayıfladığı ya da zayıf algılandığı anlar olursa, işte o zaman toplumda farklı duygular filizlenmeye başlar. Böyle durumlarda halkın seçtiği yöneticiler değil, ayanlar (nüfuzlu kişi) söz sahibi olur ki buda beraberinde güçsüz, zayıf, fakir fukara insanların hakkının yenilmesini gün yüzüne çıkarır. Devletin hükmünü yok sayan kişiler, firmalar türer ve halkta içten içe bir sitem başlar.
Nitekim Bakanımız M. Şimşek “Firmalara kredi kartıyla ödemede komisyon farkı istememesi, isteyen firmalara ceza........
