İlk yüz gün ve bir takım değerlendirmeler...
Cumhurbaşkanlığında 100. gününe ulaşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, dün düzenlediği uzun basın toplantısıyla, ilk icraatlarını anlattı.
Yaklaşık 2.5 saat kadar süren toplantının ilk kısmında 100 günü anlatan Erhürman, ikinci kısımda ise basının sorularına yanıt verdi.
İlk kısımda söyledikleri konusunda yeni bir şey yoktu. Genel olarak muhatabı Nikos Hristodulidis’le olan maceralarını anlatan Cumhurbaşkanı, belki onu suçlayıcı bir dil çok kullanmadı ama söylediklerinin özünde “ben bir sürü şey önerdim ama o yola gelmiyor” gibi bir şey olduğunu iddia etmek mümkün.
Yeni geçiş noktaları konusunda yaşananları açık bir dille dile getiren Erhürman, Rum liderin, “daha çok Limasol’dan Lefkoşa’ya gelecek olan Rumların isteği ve ihtiyacı olan” Akıncılar-Kiracıköy-Eylence geçiş noktalarının, Haspolat ve Lefkoşa’da yeni bir yaya geçidi de dahil, bir paket olmasına rağmen, tutup Erenköy konusunu da masaya getirmesinin “olumlu bir şey olmadığını” anlattı.
Yine o bölgede, üzerinde hali hazırda çalışılan bir harita olduğunu, kendilerinin birden fazla öneri yaptığını, Türkiye’nin ve AB’nin yol maliyetlerini üslendiğini ancak bu defa da Hristodulidis’in “yol Türk tarafından geçmesin, ara bölgeden geçsin, vatandaşlarımız kendini güvende hissetsin” dediğini, bunun da makul bir sebep olmadığını, çünkü her gün binlerce Rum’un kuzeydeki yolları zaten kullandığını belirtti. Şikayetlerinde pek de haksız olmadığını düşünüyorum.
Ama GYÖ dediğiniz bataklığın kaderi aha tam da budur.
Saçma sapan at pazarlığı ve dönüp dolaşılıp gelinen nokta hep bellidir: Rumların, ‘KKTC’nin tanınması’ korkusu, Türklerin ‘egemen biziz’ ısrarı!
Gene basın toplantısına dönecek olursak, Maria Holguin’ın hafta sonu verdiği röportajda söylediklerini referans alarak konuşan Tufan Erhürman, Holguin’in de kendisinin uzun süredir söylediği gibi özetle “GYÖ’ler konusunda bir gelişme olmadan, 5 1 konferans toplanmaz” şeklinde konuştuğunu ifade ederek, BM ile kendisinin aynı noktada olduğunu vurguluyor.
Toplantıya katılamadım ama eğer katılmış olsaydım, GYÖ’lerde ilerleme olduktan sonra toplanacak denilen 5 1’in ne amaçla toplanacağını soracaktım.
Çünkü kendisinin de ifadesidir, “kapı açmak için New York’a gitmeye gerek yok, Lefkoşa’da da açabiliriz.”
Bu durumda kapı Lefkoşa’da açıldıysa, 5 1 ne için toplanacak? Federal çözüm görüşmek için mi mesela?
Şimdi Rum lider, bu noktada son üçlü görüşmeye getirdiği 5 maddelik öneri paketinde, bu zirveyi gayrı-resmi değil, resmi diye niteliyor ve ilgili maddesinde “resmi konferans tarihi ilan edilsin” diyor.
Ancak burada da ön şartlara tosluyoruz çünkü Erhürman, bildiğiniz üzere 4 maddelik metodolojisi kabul edilmeden masaya oturmayacağını söylüyor.
Seçilmeden önce siyasi eşitlik lafı üzerinde, etrafı fazla ürkütmeden devam eden söylemleri, seçildikten sonra “dönüşümlü başkanlık olmadan olmaz” noktası everildi........
