Hesap sorulmayan yerde umut olmaz
Bu ülkede mesele, sıkça söylendiği gibi “hukuk yok” meselesi değildir.
Bu kolay bir cümledir ama eksiktir.
Çünkü hukuk vardır.
Yargı susmamaktadır.
Ama yetmemektedir.
Asıl sorun tam da burada başlar:
Adalet vardır ama geç gelir.
Geç gelen adalet ise çoğu zaman adalet olmaktan çıkar; vicdanda yarım kalır.
Bir toplumda adalet duygusu zayıflamaya başladığında, sorun yalnızca mahkeme salonlarının meselesi olmaktan çıkar. O noktadan sonra mesele, toplumun kendi kendine sorduğu sorularla ilgilidir:
“Bu ülkede doğru olmak işe yarıyor mu?”
“Haksızlık karşısında ses çıkarmanın bir anlamı var mı?”
“Bir şeylerin hesabı gerçekten soruluyor mu, yoksa zamanla unutturuluyor mu?”
İşte umut, tam bu soruların cevabında yaşar ya da ölür.
Adaletin Sorunu Sessizlik Değil, Zaman
Bu ülkede yargıyı hedef tahtasına koymak kolaydır. Ama adil değildir.
Çünkü mesele niyet değil, kapasitedir.
Yargı sistemi, yıllar önce çizilmiş bir çerçeve içinde, bugünün ağır yükünü taşımaya çalışmaktadır. Dosyalar çoğalır, suç biçimleri karmaşıklaşır, toplum büyür; ama sistem aynı kalır.
Ortaya çıkan şey şudur:
Adalet........
