Bir Ada, Bir Toplum, Bir Değer Meselesi
Toplum Olmak Bir Varoluş Hâlidir
Toplum olmak, yalnızca aynı coğrafyada bir arada yaşamak değildir; kültürüne sahip çıkarak değer üretmenin süreklilik kazandığı bir varoluş hâlidir. Çünkü insanı ve toplumu ayakta tutan şey yalnızca düşünen akıl değil, hisseden kalp, anlam arayan bilinç ve sorumluluk üstlenebilen iradedir. Bu yüzden bazı hakikatler anlatılarak değil, sezilerek öğrenilir; bazı yollar hesaplanarak değil, anlam verilerek yürünür. Zihin yönü çizerken, o yönde ilerleyebilmek için içsel bir güvene, kök salmış bir değer duygusuna ihtiyaç vardır. Bundan dolayıdır ki bilgelik, çok bilmekten çok, ne zaman akla ne zaman kalbe kulak verileceğini ayırt edebilme olgunluğu olarak belirir. Eğitim de ancak bu bütünlük kurulduğunda insanî kalır; bilgiyi akılla, anlamı kalple, yönü değerle buluşturabildiği ölçüde.
Kendine Güvenini Kaybeden Toplumun Sessizliği
Son yıllarda Kıbrıs Türk toplumunda derin bir kırılmanın yaşandığı açıkça gözlenmektedir. Ancak bu kırılmayı yalnızca nüfus, ekonomi ya da siyaset başlıklarıyla açıklamak yetersizdir. Asıl mesele, iradenin zayıflamasıyla birlikte toplumun kendine olan güvenini kaybetmesi ve bu toprakları geleceğe taşıyacak değerleri üretme, çoğaltma ve sahiplenme kapasitesinin giderek aşınmasıdır. Kendine güvenini yitiren toplum, zamanla içine kapanır; içine kapandıkça susar; sustukça görünmez olur. Görünmez hâle gelen bir toplum ise, başkalarının gözünde dinlenecek, idare edilecek ya da kolayca yutulabilecek bir nesneye dönüşür.
Hatırlamak Yetmez: Üretmek Zorundayız
Oysa bu algı, Kıbrıs Türk toplumunun tarihsel hafızasına bütünüyle yabancıdır. Bu toplumun geçmişinde emek vardır, direnç vardır, üretme ahlakı vardır. Ne var ki bugün yaşadığımız temel sorun, bu birikimi çağın diliyle yeniden kuracak iradeyi ortaya koyamamamızdır. Çünkü toplumlar yalnızca hatırlayarak değil, üreterek ayakta kalır. Toplumsal hafızayı yaşatmanın yolu da, onu sürekli üretimle beslemekten geçer. Üretmeyen toplum kendi hikâyesini yazamaz; kendi hikâyesini yazamayanlar ise başkalarının cümlelerine mahkûm olur. Üretim burada yalnızca maddi bir faaliyet değildir; düşünce üretmektir, sanat üretmektir, kültür üretmektir ve nihayetinde anlam üretmektir. Ancak denetimsiz büyüme, kontrolsüz nüfus artışı ve hızın kutsanması içinde bu üretim biçimlerini büyük ölçüde ihmal ettiğimizi de kabul etmemiz gerekir.
Arada Kalmak Değil: Görünmezleşmek
Bu kırılmanın arka planında, Kıbrıs Türk toplumunun giderek çok katmanlı bir sıkışmışlık içinde kalması yatmaktadır. Kıbrıs Türk toplumu bir yandan kendi kuzeyi ile kendi güneyi arasına, diğer yandan Türkiye ile dünya arasına, bir başka düzlemde ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile uluslararası sistem arasına sıkışmış bir varoluş hâli yaşamaktadır. Dahası, bu toplum artık yalnızca güney ile dünya arasında değil; kuzeyin içinde bile görünürlüğünü kaybetme........
