menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Müzakere heyetleri ve teknik komiteler neden işlemiyor?

7 0
31.07.2026

MERT MAPOLAR’IN KÖŞE YAZISINI SESLİ DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Kıbrıs'ta çözümün önündeki asıl engel ne? Müzakere masalarının sessizliği mi, teknik komitelerin çöküşü mü?

"Bir sorun çözülemiyorsa, ilerleme sağlanamıyorsa, çoğu zaman sorun çözümün kendisinde değil; çözümü taşıması gereken mekanizmaların işlememesindedir."

Kıbrıs sorunu, onlarca yıldır yalnızca siyasi iradenin sınandığı bir dosya değil; aynı zamanda kurumsal kapasitenin, ortak aklın ve sürdürülebilir diyalog mekanizmalarının ne ölçüde işletilebildiğinin de en somut göstergelerinden biri olmuştur. Bugün gelinen noktada yaşanan en büyük çıkmaz, yalnızca taraflar arasındaki görüş ayrılıkları değildir. Esas sorun, bu ayrılıkları yönetmesi, güveni yeniden inşa etmesi ve çözüm üretmesi gereken mekanizmaların büyük ölçüde işlevsiz hâle gelmiş olmasıdır.

BM Genel Sekreterliği'nin son dönemde yürüttüğü diplomatik temaslar ve adaya yönelik girişimleri, yalnızca yeni bir siyasi sürecin kapısını aralama çabası değildir. Aynı zamanda, uzun süredir verimsiz çalışan teknik mekanizmaların neden ilerleyemediğini yerinde tespit etme ve süreci yeniden hareketlendirme arayışıdır. Bu amaçla, Genel Sekreterlik düzeyinde gerçekleştirilen temasların en önemli gündemlerinden biri iki toplumlu teknik komitelerin neden beklenen performansı ortaya koyamadığıdır.

Bugün Kıbrıs'ta, yalnızca müzakereler yavaşlamamıştır. Çözüm üretmesi gereken sistemin kendisi de yavaşlamıştır. Bu nedenle sorun artık yalnızca siyasi değil, aynı zamanda yönetsel, kurumsal ve koordinasyon temelli bir sorun haline dönüşmüştür.

"Köprü kurulmadan güven oluşmaz; güven oluşmadan da hiçbir müzakere kalıcı sonuç üretemez."

Geçmiş dönemlerde BM Genel Sekreterliği tarafından çözüm sürecinin daha sistematik ilerleyebilmesi amacıyla, yönetim, garantiler ve güvenlik başlıklarında ayrı müzakere masalarının daha etkin işletilmesine yönelik yaklaşım ortaya konulmuştu. Bu yapı, teknik komitelerle birlikte çalıştığında, siyasi müzakereleri besleyen güçlü bir altyapı oluşturabilecek nitelikteydi. Ancak uygulamada, bu mekanizmaların tam anlamıyla işletilemediği görülmektedir.

Bugün iki toplumlu teknik komitelerin önemli bir bölümünün hangi çalışma takvimini izlediği, hangi projeleri yürüttüğü, hangi konularda ilerleme sağladığı ve hangi alanlarda tıkanıklık yaşadığı kamuoyu tarafından bilinmemektedir. Özellikle Kıbrıs Türk tarafındaki teknik komitelerin kimlerden oluştuğu, hangi uzmanlık alanlarını temsil ettiği, hangi hedeflerle çalıştığı ve bugüne kadar hangi somut çıktıları ürettiği konusunda ciddi bir bilgi eksikliği bulunmaktadır.

Şeffaflığın olmadığı yerde güven üretilemez. Güvenin olmadığı yerde ise çözüm kültürü gelişemez.

Teknik komitelerin büyük ölçüde kapalı yapılar halinde çalışması, yalnızca kamuoyunu değil, sivil toplum kuruluşlarını, akademik çevreleri, meslek örgütlerini ve uzmanları da sürecin dışında bırakmaktadır. Oysa modern müzakere anlayışı, yalnızca siyasi aktörlerin değil, çok disiplinli uzman ekiplerin, veri temelli analizlerin ve toplumun farklı kesimlerinin katkısıyla başarıya ulaşabilmektedir.

"Liyakatın yerini yakınlık aldığında, kurumlar değil, belirsizlik büyür."

Kıbrıs sorununun bugün geldiği noktada en önemli yapısal sorunlardan biri de teknik komitelerin oluşturulma biçimine ilişkin tartışmalardır. Kamuoyunda uzun süredir dile getirilen en önemli eleştirilerden........

© Kıbrıs Postası