menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran-korku ve umut arasında bir halk

24 0
08.03.2026

İran savaşının ilk gününde medyaya yansıyan görüntülerin bence en çarpıcı olanlarından biri, Tahran’a yağan bombalardan camları kırılan bir apartman dairesindeki ekrana yansıtılmayan kadın ve çocukların çığlıklarının duyulduğu görüntüler idi. Son zamanlarda iki ateş arasında kalan İran halkının çektiği çileyi çok iyi özetliyordu bu görüntüler.

Geçen yıl dünyanın birçok çatışma bölgelerinde habercilik yapmış deneyimli gazeteci Tim Marshall’ın “Coğrafyanın Mahkumları – Prisoners of Geography” kitabını okumuştum. Kitap, politik bir genel bakışla dünyanın 10 bölgesinden örnekler vererek coğrafyanın sadece tarihi etkilemekle kalmayıp insanların kaderini değiştirdiğini anlatıyor. Bu kitaptan şu an dünyada gelişen çatışmaların altında yatan nedenler net bir şekilde öğrenilebilir.

Kitabın “Ortadoğu” bölümünde 1916 yılında İngiliz diplomat Mark Sykes’ın eline kalemi alıp Ortadoğu bölgesini bir hat çizerek kuzey ve güney olarak ikiye böldüğüne değinir. Sykes-Picot Hattı olarak bilinecek olan hat. Sonradan meslektaşı Fransız Francois Georges-Picot ile anlaşarak Ortadoğuda uydurma“ülkeler” yarattılar ve bu sözde ülkeleri Birleşik Krallık ve Fransa arasında paylaştılar. Osmanlının Birinci Dünya Savaşı’nı kaybetmesiyle bu paylaşım uygulanmaya başlar ve Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Küveyt ve İsrail devletleri yaratılır. (Kıbrıs’ta da yeşil kalemle bölmüşlerdi Lefkoşa’yı). Bu olayın şimdi İran’da gelişen durumla ne ilgisi var diyeceksiniz, ama çok ilgisi var. Arap kavimlerinin ortasına “vadedilen topraklar” masalı ile İsrail’i yerleştirmekle başladı her şey çünkü. Neyse, bu kompleks konu başka bir makale konusu. Bahsettiğim........

© Kıbrıs Postası